yasemin sefik fotoğraf-röportaj

Yasemin Şefik Röportaj

Sizi tanımayan kişiler için kendinizden kısaca bahsedebilir misiniz? Yasemin Şefik kimdir?

Ben şahsen bizzat kendim bir anlatıyıcım. Radyo programcılığı ile başlayan anlatıcılığımı aynı zamanda sahneye taşımış biriyim. İyi bir insan olmaya çalışan, yer yer şiirlerine hakim olamayıp, yazıp çizmeye çalışan bir karakterim. Best Fm’de her sabah 10:00 programım Hitnoz, BKm Mutfak Sahnesinde Stand-up gösterim ve Episode Dergi’de düzenli yazılarımla karşınızdayım.


Şu anda Türkiye’de başarılı radyo programcılardan birisiniz ancak programcılığa hayalleriniz ve istekleriniz doğrultusunda başlamamışsınız. Muhabir olmak isterken bir anda kendinizi radyo programları yaparken bulduğunuz zaman neler hissetiniz? Geriye dönüp baktığınızda “Keşke muhabir olsaymışım.” veya “İyi ki radyoya geçmişim.” diyor musunuz?

Hayatın kendisi planları değiştirmek için var. Şu an düşündüğümde temel olarak aslında anlatmak, aktarmak istemişim. Sadece formatı değişmiş. İlk zamanlar çok içerlemiştim. Kendime gazetecilik yolunu hep açmayı çabalarken buldum. Radyo iyi ki olmuş. Şu an ki hayatımın bir çok akışı yaptığım program, televizyon dergi, sahne hepsi birbiriyle bağlantılı. Belki muhabirlik beni ne bileyim izdivaç programına sürükleyecekti. 🙂 Şaka tamam şaka…


İlk programınızı hatırlıyor musunuz? O an neler hissettiniz, program nasıl geçmişti?

İlk programımı unutmaya çalışıyorum. Benim radyoya başladığım dönem dijital dünya böyle değildi. Kasetler, datlar, cd’ler ve minidisc’ler vardı. Bak o minidisc’ler için cd’leri bitirecek dediler. Ama şu an kimse onları hatırlamıyor. İlk programımı benim hatırlamam gibi bir şey. Çok saçmaydı. Evde sakladığım bir data var. Gün olur dünyanın sonu gelir sonra bu kayıtları biri bulursa, ondan gerçekten çok özür diliyorum. 🙂


Program yapmaya başladığınız ilk zamanlarda sizi en çok zorlayan şey neydi?

Tecrübe ve deneyim yaş ile bağlantılı bir şey. O zamanlar daha 20’li yaşlara bile giriş yapmadığınızda anlattığınız şeyler karışık, kurgusu yanlış olur. Aleyna Tilki gibi düşün beni. Şimdi anlattıklarımla hiçbir ilgisi yok. Çünkü istediğin kadar oku, yaz…bilmiyorsun işte. Bilmemeden ziyade deneyimlememe hali var. E bunun yüzünden beni zorlayan şey, aslında anlattığım şeyin içinin dolu olsa bile aktarımın boş olması.


Her gün insanlara farklı bir şeyler anlatmalı, kendinizi tekrar etmemeli ve dinleyicilerin dikkatini çekmelisiniz. Programlara girerken elinizde önceden hazırladığınız bir metin veya konu başlıkları oluyor mu yoksa her şey spontane mi gelişiyor? Siz programlara nasıl hazırlanıyorsunuz?

Benim yıllar boyunca değişime uğrayan bir yayın akışım var, Twitter gibi düşün programı. Her gün aynı şey yazılsa girip bakmazsın. Akış hep değişir. Önceden hazırladığım bir metin yok. Nelerden bahsedeceğimi belirten konu başlıklarım var. Bir anda olağan dışı bir şey olursa o başlıklar değişebilir. Gündemi her anlamda iyi takip etmek gerekiyor. Bir de hitnoz programımın ayrı bi gündemi oluşuyor. Programa hazırlığım için radyoya bir saat önceden gidiyorum. Ancak bu bir saat salt o süreden oluşmuyor. Gün içinde çok takip eden, okuyan, sorgulayan biriyim.


Bir radyo programcısı olarak sizi, diğer radyo programcılarından ayıran şey neydi? Diğer programcılardan farklı olarak neler yaptınız, öne çıkmayı nasıl başardınız?

Çok klişe gelecek belki ama “kendim” oldum. Bir oyuncuya bir rol yakışır ya hani onu hep öyle hatırlar ve seversin. Benim rolüm benimle ilgiliydi. Aynı ses vurusu, anlatım biçimleri ortak radyoculuğu hiç yapmadım. Hatta bu aynı fabrikadan çıkma tarzları da hiç sevmem. Birilerine bakıp, ben böyle yapmayacağım dedim. Çünkü ben o değildim. Bu da beni rahatlattı. Öne çıkma kısmı zamanla oldu. Farkına varılma şekli programımın içeriğini kitlelere ve sosyal medya kullanış şeklimle başardım diyebilirim. Başarı illa ki sevilme demek değildir bu arada… Belirteyim. 🙂


Radyo programcılığının yanı sıra BKM’de sergilediğiniz “Ne Münasebet” isimli bir stand-up gösteriniz var. Stand-up gösterisi yapmaya nasıl karar verdiniz?

Anlatıcı olmak istiyordum… Komedyen olarak mı? Orası benim için hala bir soru. Kara mizah seviyorum. Hicivli anlatıyorum. Bunun farkındayım. Stand-up deyince bu işin ustası hatta kalite belgesi verecekse tek ismi Cem Yılmaz’dır.

Benim stand-up gösterim BKM’nin İstanbul Komedi Festivali ile başladı. BKM’in yöneticilerinden Gülçin Salacan’la festivalden bir kaç yıl önce yapayım edeyim gibi söyleyip duruyordum. O da “hadi artık” diye söyleniyordu. Festivalin ilk yılı 2016’da sahneye çıktım. Karar vermekle ilgisi pek yok. Konu daha çok “eee yıllardır yapıcam diyorsun. Al sana tarih hazırlan çıkıyorsun.” gibi oldu. 🙂


Gösterilerinizde üzerinde özellikle durduğunuz konularınız var mı? Konuları nasıl belirliyorsunuz?

Her şey var… Nedir bu her şey; tavırlar, söylemler, hareketler, aşk, ilişkiler, para, arkadaşlıklar, ünlü olmaya çalışmalar… Hatta ünlümsü diye tanımladığım bir bölümüm var, bir taraftan “nasıl başlarsa öyle biter” diye çiftlerle interaktif ilişkilerine bulaştığım bölümler…magazin… Bak işte her şey var. 🙂


Gözlemlerinize göre insanlar en çok nelere gülüyor?

Bizim memlekette düşene gülünüyor. 🙂 En çok gizlice yaptığımız ama hepimizin bildiği şeylere gülüyoruz. Seks, gaz çıkarma…valla öyle. 🙂 Bir konu hakkında verdiğimiz tepkilere, özellikle ilişkilerdeki o rol dağılımları, aile içi hepimizin kabusu olan mevzular  en çok güldüklerimiz.


Siz en çok nelere gülüyor, nelerden besleniyorsunuz?

Mizahın nerede karşına çıkacağı belli olmaz. O çok ciddi gördüğün açıklamada pat diye fırlar…Ya da durumun kendi için bir komediye dönüşebilir. Beslenme şeklime gelince, ben de sağlıklı olsun istiyorum ama olmuyor işte. 🙂 Farklı şeylere ilgi duymak gerekiyor. Yaptığınız işle ilgisi olmayan bir şeyler…benim bilime merakım var. Fütüristik, kendi zamanının ötesini gören, görmeye çalışan yazarları, çizerleri okumayı seviyorum. Hayal kurmanın kurgusu hoşuma gidiyor. Komedi ya da anlatım için nereden besleniyorsun sorusu bana yalancı cevaplar doğurtabilir. Bu yüzden ilgi alanlarım mesleğimle ilgisiz şeyler. Hayatın kendisini doğru izler ve yorumlamaya çalışırsanız aldığınız bilgiyi istediğiniz şeye dönüştürebilirsiniz. En azından ben böyle yaptığımı SANIYORUM. 🙂


İçinde bulunduğumuz zaman diliminde insanları güldürmek sizce zorlaştı mı?

Bizim yaşadığımız zaman dilimiz savaşların minimumda olduğu, iletişimin ve bilgiye ulaşımın kolay olduğu zamanlar. Birinci-ikinci dünya savaşında yaşasaydık başka mıydı? Ekonomi dünyada sallantıda, para değerleri bir çok şeyi sorgulamamız gerektiğini düşündürtüyor. Ancak tüm zamanların en kötüsünde değiliz. Bir şey yapmamız gerektiğini bildiğimiz zamanlar bunlar. Ancak şöyle özetleyebilirim; bir şeyler toplumca kötü, berbat ve ters gidiyorsa daha çok komedi filmi-dizileri-youtube-netflix artık elimizin altında ne varsa izliyoruz. Güldürmek zorlaşmaz…şekil değiştirir. 🙂


Radyo programı yapmak isteyen genç insanlar, kendilerine bu şansı nasıl yaratabilir? Kendilerini kitlelere duyurabilmek için neler yapmalarını önerirsiniz?

Kitap okusunlar. Çok ciddiyim bu konuda. Okumadan olmaz. Roman, şiir ne ellerine geçiyorsa okusunlar. Başka hayatları görsünler. Sadece ünlü olmak; şarkıcıyla, oyuncuyla takılırım kafasıyla bu işe girişmesinler. Öyle bir dünya yok çünkü. Şu an sosyal medyanın, portalların yani bir dünya içerik üretebilecekleri alanlara sahipler. Oralarda başlasınlar…Gerçekten radyo programı yapmak isteyenlere podcastlerle kendilerini denemelerini tavsiye ediyorum. Bir radyoya başvuru yapabilecek olanaklar artık akıllı telefonlarda uygulama olarak var. Bir de sanırım herkes youtuber olma peşinde. 🙂


İş hayatınız boyunca yaşadığınız en mutlu ve en zor anı bizimle paylaşır mısınız?

İnan hatırlamıyorum. Çok istediğim biri programıma gelince mutlu oluyorum. Hiç hoşlanmadığım biri programıma gelince asdfghjklşi 🙂


Sizi çok etkileyen ve hayatınızı buna göre şekillendirdiğiniz bir söz var mı?

Benim öyle çok havalı sözlerin arkasında duran bir hikayem yok. Bir çok replik, söz, şiir,…neyse işte etkilemiştir ama motto’m olmadı.


Yaptığınız meslek gereği yoğun ve stresli bir hayatınız olmalı. Bu yoğun tempodan artakalan zamanlarda kafanızı dağıtmak için ne gibi aktivitelerde bulunuyorsunuz? Neler yapmaktan hoşlanırsınız?

Bir polis, avukat, itfaiyeci gibi stresim yok aslında. Duygusal karmaşalar dersen o mevcut. Longboard yapmayı seviyorum. Sahil boyunca kayıyorum. Playstation oynuyorum. Okuyorum…izliyorum… 🙂


Bizleri kırmayarak, röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. En kısa zamanda yeni hikayeleriniz ile birlikte tekrardan görüşmek dileğiyle 🙂

İncelikli sorularınız için ben teşekkür ederim… Sevgiler. 🙂

Paylaş
Neden Olmasın Ekibi

Büyük fikirler, kalpten doğar.

Bir cevap yazın