mum kokusuyla sönen sokak ışığı yapışırken terli bedenine
zamanın o naif kırılmalarında
kalabalığın yersiz uğultuları bilsen bizden nasıl uzaklaşırdı
ve görsen yüzün nasıl yakışırdı yetersiz karanlık gecelere

omuzlarımda taşıdığım zamanların telaşını
ve yeryüzünün ağırlığını çıkarıp üzerimden
yanına varan yollarda soyunurdum yataklardan önce

gökyüzünün hafifliğini giyip
sana yürürdüm
beni çırılçıplak edene kadar kolayca soy diye

Paylaş

Bir cevap yazın