rabia öztürk-pambık piremses

Rabia Öztürk Röportaj

Sizi tanımayan kişiler için kendinizden ve geçmişinizden kısaca bahseder misiniz? Rabia Öztürk kimdir?

Merhabalar, kısaca kendimden bahsedeyim. Rabia Öztürk, 33 yaşında, yıllarca özel sektörde yöneticilik yapmış, son olarak 3 yıl bölge müdürlüğü yapmış fakat hayvanlara yeterli zaman ayıramadığı için her şeyi bırakarak istifa etmiş ve kendini elinden geldiğince hayvanlara adamaya çalışan, faydalı bir şeyler yapmaya çalışan bir insandır.


Çevrenizden ve insanlardan topladığınız desteklerle bağış kampanyaları düzenleyerek sokak hayvanlarına ve barınaktaki hayvanlara mama desteği, kulübe yapımı vb. projeler gerçekleştiriyorsunuz. Böyle bir işe başlamaya nasıl karar verdiniz?

Bu bir günde karar verilebilecek bir şey değil. Ben zaten son olarak Ülker’de çalışırken “atık yemek toplama projesi” başlatmıştım tek başıma, restoranlardan her akşam atık yemekleri topluyordum. Zaten çocukluğum da hayvanlara destek olmaya çalışarak geçti, kendiliğinden gelişen bir süreç bu. Sadece, sosyal medyayı aktif kullandığımdan itibaren insanlar da bana destek olmaya başladılar ve bu şekilde olaylar gelişti.


Bu projeleri düzenlerken sizi en çok zorlayan şey neydi? Nasıl üstesinden geldiniz?

Bu projeleri düzenlerken beni en çok zorlayan şey, insanların güvenini sağlamak oldu çünkü insanlar, çevrelerinde yaşadığı şeylerden dolayı hayvan sevenlere karşı biraz güven kırıklığı yaşıyorlar. Sadece bununla ilgili zorluklar yaşadım. Onun dışında hayvan severleri dahi sevmeyen bir kesim var. Onlarla zorluklar yaşadım fakat sevgiyle, sabırla, anlayışla ve saygıyla hepsini teker teker yendim. Ve sevgilerini, saygılarını, güvenlerini kazandım.


Hiçbir karşılık beklemeden güzel kalbinizle bir iş yapıyorsunuz, sadece hayvanlara destek olabilmek için ancak buna rağmen aldığınız olumsuz ve kötü yorumlar var. Bu kötü yorumların sizi, olumlu veya olumsuz yönde etkilediği oluyor mu?

Bazı kötü yorumlar alıyorum, evet fakat beni olumsuz etkilemiyor. Bütün insanları aynı anda memnun etmem, mutlu etmem mümkün değil o yüzden ben yaptığım işe güveniyorum, yaptığım işte kararlıyım. İnsanlar ne tepki verirse versinler ben ona inandığım için inandığım şeyin peşinde koşuyorum ve bundan dolayı yaptıkları olumsuz hiçbir şey beni etkilemiyor. Maalesef her insanın kalbi aynı şekilde sevgi dolu değil, sevgisizlik ve nefretle büyüyen insanlar da var, ailelerinden bu şekilde görmüşler. Tabii ki üzülüyorum onlar için ancak hiçbir şekilde olumsuz etkilemiyorlar.


İnsanlar yaptığınız işe destek olmak isterse size nerelerden ve nasıl ulaşabilirler?

İnsanlar bana destek olmak isterlerse sosyal medya hesaplarım aracılığı ile bana ulaşabilir veya aşağıdaki link üzerinden mama desteğinde bulunabilir.

https://www.patifood.com/rabia-ozturk-dogatemalikadin


Şu anda TV 8,5’da yayınlanan Patinin Hikayesi isimli TV programının sunuculuğunu yapıyorsunuz. Sizin için işler nasıl ilerliyor? Bu proje size neler kattı ve neler öğretti?

Patinin Hikayesi programı bana çok şey kattı. Aslında onların yaşamının zor olduğunun farkındaydım fakat bu kadar zor olduğunun bu kadar hastalıklarla uğraştıklarının, yaşlılığın ve gençliğin onları ne kadar zorladığının gerçekten farkında değildim. TV 8,5’da bu programı yapmaktan dolayı çok mutlu oluyorum ama dediğim sebeplerden dolayı çokta üzülüyorum. Hani göz görmeyince gönül katlanıyor derler, gözümün önünde çok üzücü olaylar da oluyor. Bana kattığı en büyük şey şu oldu; onların hayatının aslında ne kadar zor olduğunu net bir şekilde fark ettim.


Kamp yapmayı ve doğayla iç içe bulunmayı çok seviyorsunuz. Kamp yapmak ve doğanın tam ortasında bulunmak size nasıl hissettiriyor?

Kamp yapmak ve doğanın ortasında bulunmak beni tamamen özgür hissettiriyor. Şehrin içinde gün batımını görmediğim bir gün, gökyüzünü dolu dolu apaçık görmediğin bir gün beni olumsuz yönde çok fazla etkiliyor. Maalesef bazı zamanlar şehirde olmak zorunda kalıyorum ama doğada olmak; kendimi ait olduğum yerde hissediyorum, çok özgür hissediyorum, ruhumu özgür hissediyorum, çok daha genç hissediyorum ve çok daha güçlü hissediyorum.


Babanızla birlikte paylaştığınız videolardan sonra babanız da en az sizin kadar insanlar tarafından sevildi. İnsanlardan bu kadar pozitif ve güzel tepkiler geleceğini düşünüyor muydunuz?

Babamla ilgili süreç şöyle gelişti; ben, babamın kalbinin çocuk gibi tertemiz olduğunu her zaman biliyordum, bu benim çok hoşuma gidiyor. İstedim ki benim gördüğüm bu temizliği ve güzelliği insanlarda görsün. Ama insanların bu kadar samimiyete, sıcaklığa, mütevaziliğe ve düzgün karakterli bir insana eksiklik hissettiklerini fark etmemiştim. Hepimizin içinden birisi olduğu için bu kadar çok sevildi. Çok temiz, çok masum ve çok sıcak bir insan olduğu için sevildi. Fakat bu kadar sevileceğini, insanların benden fazla onu seveceğini tahmin etmemiştim. Tabii bu beni çok mutlu ediyor. 🙂


İş hayatınız boyunca yaşadığınız en mutlu anı bizimle paylaşır mısınız? 

İş hayatımın en mutlu anı, istifa ettiğim andı çünkü ben, kariyer peşinde koşan, kariyeriyle mutlu olabilecek, bundan tatmin olabilecek karekterde bir insan değilim. Ben, bu hayatta çok farklı şeylerin peşindeyim. Mutlu olmanın, mutlu etmenin, hissetmenin, özgürlüğün, faydalı bir şeyler yapabilmenin, güzel zamanlar geçirebilmenin ve huzurun peşinde olan bir insan olduğum için iş hayatının beni tatmin etmemesi çok normal. Bu sebeple, istifa etmek bana bunları verdiği için en güzel anımdı.


Sizi çok etkileyen ve hayatınızı buna göre şekillendirdiğiniz bir söz var mı?

Hakan Günday’ın “Ne yapmak istediğini bilmiyorsan ne yapmamak istediğini düşün” sözünden sonra benim için değişen şeyler oldu.

Beni bu kadar mutlu eden şeylerden bir tanesi de bu bakış açısı oldu. En azından yapmak istediğim bir şeyi yapamıyorum tamam ama yaptığımda beni mutsuz edecek şeylerden de uzak kalıyorum. Bu da en azından basit bir mutlu olma şekli bence ve ben de bunu uyguluyorum hayatta. Ayrıca hayatı basit yaşamakta bir yaşam felsefesi benim için, bana göre insanı mutlu eden şeylerden bir tanesi de bu. Her şey ne kadar ayrıntılı olursa ve büyürse mutlu olmakta o kadar uzaklaşıyor bizden. Basit yaşamakta benim hayatımın sırlarından bir tanesi.


İşlerden artakalan zamanlarda kafanızı dağıtmak için ne gibi aktivitelerde bulunuyorsunuz?

Artakalan zamanlarda da kitap okuyorum bolca ya da doğaya kaçıyorum, köpeklere kaçıyorum veya ailemle zaman geçiriyorum. Hiçbir şey yapmadığımda kendimle kalmak bile beni çok mutlu eden bir olay.

rabia öztürk-pambık piremses
Paylaş
Neden Olmasın Ekibi

Büyük fikirler, kalpten doğar.

Bir cevap yazın