in ,

Kararlarımızı Vermekte Özgür Müyüz?

İnsanı diğer hayvanlardan ayıran, hatta bazı düşünüşlere göre üstün kılan özelliği kuşkusuz bilinçli bir varlık olması, irade sahibi olmasıdır. Peki, bu aldığımız kararlar gerçekten özgür irade sonucu seçilmiş şeyler midir? Öncelikle, bu bir felsefe konusu olmakla beraber, yanında bilimsel gelişmeleri de getiren karmaşık bir sorudur.

İnsanın düşünce yapısı ve düşünce yapısına takiben karar mekanizması, dış ortamdan etkilenmeye oldukça açık bir yapıdır. Geniş çapta incelenirse en başta doğup büyüdüğümüz ortam, düşünce yapımızı inşa eder diyebiliriz. Etkilendiğimiz ortamın dil, din, gelenek gibi dogma bilgileri zamanla refleks olarak karşımıza çıkar. Bu etkileşimlerle birlikte bilinçaltımız durmaksızın depolama yapmaya devam eder. Daha küçük çaplı incelenirse o anki duygulanım, dürtü, konsantrasyon gibi etmenler sonucu verdiğimiz kararların objektif olup olamayacağı da tartışmaya açıktır.

Bu soruya filozofların gözünden baktığımızda Spinoza her kararımızın, kendisinden önce gerçekleşen bir olaya bağlandığı fikrini öne sürmüştür. Özgürlüğü reddeder hatta özgürlüğü bir yanılsama olarak görür. Örneğin akmakta olan bir nehrin bilinci olsaydı, akmayı kendi özgür iradesi ile seçtiği bir eylem olarak görebilirdi. Ancak akmasını sağlayan kendi iradesi değil fizik kurallarıdır. Epiküros da insanın tercih mekanizmasını atom üzerinden fiziksel kurallarla açıklamaya çalışmıştır. Atom üzerinden olmasa da insan tercihlerinin fiziksel olaylar sonucu ortaya çıktığı yaklaşık 2300 yıl sonra kanıtlanmıştır.

Kaliforniya Üniversitesi’nde beyin cerrahı olan İtzhak Fried, sara hastaları üzerinde çalışırken gönüllü hastaların beyinlerine saç teli inceliğinde elektrotları bulunan duyargalar yerleştirir. Hastalardan istedikleri bir anda düğmeye basmalarını ister. Sonuçlar incelendiğinde hasta kararını vermeden yaklaşık 300 milisaniye öncesinde nöronların harekete geçtiği gözlemlenmiştir. Yani özgür irade ile alındığı zannedilen kararlarda bilinçaltı çoktan kararı vermiş oluyor. Buna bilinç öncesi karar mekanizması denir. Bu durumda beynimiz ve biz diye bir durum yoktur. Sadece beynimiz vardır ve biz de onun gözlemleyicisi konumuna düşeriz. Nöronlar kontrol mekanizmamızda öyle büyük rol oynar ki epilepsi, yabancı el sendromu gibi hastalıklarda kendi hareketlerimizi kontrol edemediğimizi, şizofreni gibi hastalıklarda düşüncelerimizi kontrol edemediğimizi anlar; her şeyin beynimiz ve algılarımızdan ibaret olduğunu rahatlıkla görebiliriz.

Sinirbilimci Gabriel Kreiman, bu konudaki düşüncelerini şöyle dile getirir: “Bence özgür iradenin özgür hiçbir yanı yok. Eninde sonunda sadece fizik ve matematik kurallarına uyan nöronlar var. “Karar verdim.” demek istiyorsanız buyurun deyin; sonuçta bu kullandığımız bir dil. Ancak içeride makinayı yürüten bir Tanrı yok, yalnızca tetiklenen nöronlar var.”

Bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bill Gates Gibi Olmanın 5 Yolu!

Bill Gates Gibi Başarılı Olmanın 5 Yolu

Yemeksepeti Siber Saldırıya Uğradı: Kullanıcı Hesap Bilgilerinin Bir Kısmı Ele Geçirildi

Yemeksepeti Siber Saldırıya Uğradı: Kullanıcı Hesap Bilgilerinin Bir Kısmı Ele Geçirildi