Cahit Arf

ÖZGÜVEN!! NE OLACAĞINI KENDİN SEÇERSİN

Üniversitede aynı sınıftan mezun olan iki arkadaş aynı okulda öğretmenlik yapmaya başlar.

Öğretmenler den birinin adı Mustafa birinin de Cahit’tir.

İlk gün büyük bir heyecanla okula giden Mustafa öğretmen çekine çekine öğretmenler odasına girer ve odada bulunan öğretmenlerle tanışmaya başlar, bu sırada odada bulunan okulun 10 yıllık matematik öğretmeni Mesut hoca, yeni gelen öğretmenin elini tutar ve “Sen yeni matematik öğretmenisin galiba?” diyerek okulu tanıtır. Bu sırada da ders zamanı gelmiştir ve herkes sınıflara dağılmıştır

Mustafa öğretmen de heyecanla sınıfına girer, ayağa kalkan öğrencileriyle selamlaştıktan sonra kendini tanıtır. İlk gün olması sebebiyle de biraz pısırık bir hali vardır, öğrenciler üzerinde otoritesini tam kuramaz. Bu da ileride başına biraz dert olacaktır. Öğrencilerin sorduğu soruları heyecandan ya çözememiş ya da zorlanmıştır. Ve ilk günü böylece atlatmıştır…

Ertesi gün okula gelen Cahit hoca, büyük bir soğukkanlılıkla öğretmenler odasına girerek herkesle selamlaşma başlar ve ağzından şu cümleler dökülür;

“Merhaba, ben dünyanın en iyi matematik öğretmeni Cahit.” der ve devam eder. Tanışma faslı bittikten sonra ders saati gelir ve sınıflara geçmeye başlarlar.

Cahit yine büyük bir soğukkanlılıkla sınıfına geçer ve ayakta bekleyen öğrencilerine şöyle der;

“Merhaba, ben dünyanın en iyi matematik öğretmeni Cahit” ve öğrencileri selamlar. Öğrenciler birbirlerine şaşkınlıkla bakarak fısıldamaya başlar, bunun üzerine Cahit, öğrencilere dönerek “Size matematiği öyle anlatacağım ki, aranızda bu dersten nefret edenler bile dersi sevmeye başlıyacak.” diyerek dersi anlatmaya başlar.

Teneffüs zili çaldığında, öğrenciler bir araya toplanarak konuşmaya başlar, hepsinin kafasında da aynı cümle, “Bu öğretmen nasıl da dünyanın en iyi matematik öğretmeni olabilir?”

Kendi akıllarınca bunu test etmeye çalışırlar, öğrencilerden biri elinde okuldaki hiç bir matematik öğretmeninin çözemediği bir soru olduğunu söyler ve bunun üzerinden, Cahit hocayı test etme fikirini ortaya atar. Bu fikir, herkes tarafından kabul edilir ve Cahit hocanın yanına giderler

Cahit hocanı yanına gelirler ve soruyu gösterirler, Cahit hoca soruyu inceler, soru gerçekten zordur, bunu anlayan Cahit hoca işin içinden çıkmak için bir bahane uydurur;

“Annemi havalanından almam lazım, acelem var çocuklar. Hem bu soru çok basit, kalem olmadanda çözerim.” der, bu arada da soruyu cebine sıkıştırır ve hızlıca uzaklaşır.

Dışarı çıkar çıkmaz okullarının karşısında bulunan liseye gidip boşta bulunan matematik hocalarının birinden yardım ister beraber, 15-20 dakika da soruyu çözerler ve Cahit hoca hemen okula döner. Soruyu aldığı öğrencileri bulur ve onlara, “Sizden bir soru almıştım, soru nerede?” diye bilmezlikten gelerek sorar, oysa ki amacı, soruyla hiç uğraşmadığına dâir öğrencileri inandırmak. Öğrenciler hep bir ağızla sorunun onda olduğunu söyler, bunun üzerine “Haa hatırladım.” diyerek soruyu arka cebinden çıkarır ve başlar anlatmaya.

Öğrenciler, Cahit hocanın anlattıklarını şaşkın şaşkın dinler ve hayran kalırlar. Bu olaydan sonra öğrenciler, Cahit hocaya çok sayıda soru getirmeye başlar, bu sebeple de Cahit hoca çok fazla çalışmak zorunda kalır. Şöhreti tüm okulda yayılmaya başlar ve bu şöhret, okulun 10 yıllık matematik hocasının kulağına gider, 10 yıllık matematik hocası bile büyük bir hayranlıkla olanları izler.

SİMDİ GELELİM ASIL KONUYA, BU OKULA GELEN İKİ MATEMATİK HOCASI VAR; BİRİ ÖZGÜVENSİZ BİRİ ÖZGÜVENLİ. BÖYLE OLMAYI KENDİLERİ SEÇTİLER VE KENDİLERİ UYGULADILAR. PEKİ O CAHİT KİM BİLİYORMUSUNUZ?

OPR. DR. CAHİT ARF ( Cebinizde bulunan 10 TL nin arkasına bakarsanız belki hatırlarsınız. 😉)

Paylaş

Bir cevap yazın