in

Melisa Karakurt Röportaj

Kaç yaşınızdan beri müzikle uğraşıyorsunuz, müzikle nasıl tanıştınız?
 
İzlediğim müzikallerin ve duyduğum şarkıların dikkatimi çektiğini anladığım küçüklük zamanlarımdan beri müzik hayatımın bir parçası oldu. İlkokulda başladığım gitar kursuyla müziğe olan ilgim farklı bir boyuta taşındı ve beraberinde ufak ufak şarkı söylemeye de adım attım diyebilirim.

Youtube kanalınızda ağırlıklı olarak yabancı müzikler görüyoruz. Sizce müzik dil ile mi ilgilidir yoksa önemli olan ruha dokunuşu, insanlara nasıl hissettirdiği midir?
 
İkisi de birbirini tamamlayıcı özellikler taşıyor bence. En azından benim için. Bir parçanın sözlerinin anlamının farkında olmakla birlikte müziğinin de içime işleyen bir dokuya sahip olması bana o şarkıyı dinlettiriyor ya da söylettiriyor. Ama dediğim gibi oldukça kişisel bir soru olduğundan sadece kendi dünyama göre cevaplandırabiliyorum.
 
İnsanlar dışarıdan bir gözle işinize baktığı zaman eğlenceli bir iş profiliyle karşılaşıyor: seyahatler, sahneler ama göz ardı edilen zor kısımlar da var.

İşinizin zorluklarından biraz bahsedebilir misiniz? (3.Soru)
 
İşin bana göre zor kısımlarından biri sosyal medyanın yönetimi. Çünkü çağımız ve yaptığımız iş gereği bu mecraları doğru ve yoğun bir şekilde kullanmak durumundayız. Sürekli bir içerik üretmek, bunu planlamak ve paylaşım yapmak göründüğü kadar kolay değil, özellikle kaliteli bir şey olmasını hedefliyorsak. Enerjimi bunları düşünmeye harcamak yerine müzik yapmayı, yaratmayı, sahnede olmayı tercih ederim. Örneğin, canlı bir konser videosu tüm içeriklerimden daha değerli olur benim gözümde, çünkü orada dinleyicilerle hakiki bir “paylaşım” söz konusu.

Sahnede ve sahneye çıkana kadar geçen süreçte ekibinizle aranızda nasıl bir iletişim ve beraberliğiniz oluyor? Ekibinizi nasıl motive ediyorsunuz?
 
Her şeyden önce hepsi çok değer verdiğim arkadaşlarım. Beraber sevdiğimiz müziği yaptığımız sürece motivasyonumuz eksik olmuyor. Elbette hepimiz insanız ve herkes her gün gününde olamayabiliyor ama illaki bir kişi çıkıp enerjiyi yükseltiyor. Zaten sahneye çıkarken hiçbir derdimizi yanımıza almamaya özen gösteriyoruz. 🙂 En önemlisi düşündüklerimizi özgürce dile getirebildiğimiz bir ortama sahibiz bu yüzden şanslıyız.

Bizim gözlemimize göre şu anda daha büyük kitlelere ulaşmış ve müziğinizi daha çok insana dinletiyor olabilirdiniz. Müzikten değil ama sanki biraz müzisyenlikten uzaklaştınız. Bu durum sizin isteğiniz doğrultusunda mı gerçekleşti?
 
Sanıyorum bunun kısmi cevabını 3. Sorunuzda vermiş bulundum. Müzisyenlikten uzaklaşmaktan ziyade sosyal medya kullanımım değişti. İçerik üretmiş olmak ve günü geçirmiş olmak için paylaşım yapmaktan ziyade başka şeylerin peşine düştüm. Yavaş ama temkinli oluversin, ne olacak ki? 🙂

İnternette, sokaklarda müzik yaptığınız birkaç video kaydı var. Sokaklarda müzik yapmak sizin için ne anlam ifade ediyor? Sahnede ve sokakta çalmanın farkı nelerdir?
 
Sokak en özgür sahne. İçinizden geçen bir yerde durup müzik yapmaya başlıyorsunuz ve bir bakıyorsunuz ki etrafınızda onlarca kişiyle bir olmuş şarkılar söylüyorsunuz. Bir sürü mutlu surat; küçük çocuklar, yaşlı çiftler, köpek gezdiren tatlı insanlar, genç arkadaşlarım. Hiçbir zorunlulukları olmadan durup dinliyorlar ve istedikleri zamanda gidiyorlar. Onlar da ben de gayet özgürüz anlayacağınız.

Müzik kariyerinizde “büyük bir çıkış” yapmak için nasıl bir planınız var? Albüm veya single çıkarmayı düşünüyor musunuz?
 
“Büyük bir çıkış” tan ziyade kendi bestelerimi paylaşmak gibi basit bir arzum var. Ekimin ikinci haftası ilk single’ım olan ‘Onlarca Yüzlerce Binlerce’ yayınlanacak, çok heyecanlı bir süreç! Birkaç single yayınladıktan sonra hepsini bir albümde toplamayı hedefliyorum. Belki arada sevdiğim birkaç parçanın cover paylaşımlarını yapabilirim.
 
Not: Röportajın yayına alınmasına kadar geçen süre zarfında “Onlarca Yüzlerce Binlerce” yayınlandı. Parçaya buradan ulaşabilirsiniz.

Youtube kanalınıza uzun süredir söylediğiniz şarkıları yüklemiyorsunuz. Bunun özel bir sebebi var mı yoksa sadece bir süre dinlenmek mi istediniz?
 
Ben sanırım tüm soruların cevabını 3. Soruda vermişim. 🙂

İlham aldığınız veya idol olarak gördüğünüz sanatçılar var mı?
 
Elbette var, hepsini söylemek çok zor. İlk aklıma gelenlerden birkaçını söyleyeyim: Lianne La Havas, Ella Fitzgerald, Marvin Gaye, Erykah Badu, Beyonce, Lalah Hataway, Jessie J, Jehan Barbur ve daha birçoğu.

Mesleğinizi yaparken hissettiğiniz duyguları 3 kelimeyle anlatacak olsanız bu 3 kelime ne olurdu?
 
Özgürlük, adrenalin, tutku.

Müzisyen olmak isteyen kişilere ne gibi tavsiyeler vermek istersiniz? Kendilerini nasıl geliştirebilirler?
 
Kendilerini iyi tanımaları gerektiğini ve gelişimin sonsuz bir süreç olduğunu hatırlatmak isterim. Çokça farklı müzik dinleyip güzel analizler yaparak müzik dünyalarını genişletmelerinin de önemli olduğunu düşünüyorum.

Sahnede yaşadığınız en mutlu anı bizimle paylaşır mısınız?
 
Sanırım en mutlu anım ilk defa bir bestemi beni dinleyenlerle hep bir ağızdan söylemek oldu.

Son olarak röportajımızı eğlenceli ve hayali bir soruyla bitirmek istiyoruz. Dünya üzerinde bir müzisyenle, ortak bir konser verme şansınız olsa bu kişi kim olurdu?
 
Seçmek gerçekten çok zor sanırım affınıza sığınarak bunu pas geçeceğim. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

stan lee

Stan Lee, Protector, Sabrina ve Acemi Cadı

Delilik Podcast Kapak Fotoğrafı

“Söz Hakkı Doğanlar” Özel Bölümü