Koray Bahar Röportaj - Koray Gültekin Bahar - Foriba - Foriba Exit Hikayesi

Koray Bahar Röportaj

Bizlere kendi cümlelerinizle, kendinizden ve geçmişinizden kısaca bahseder misiniz?

Ben, Koray Gültekin Bahar. Doğu Akdeniz Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden 2005 yılında mezun oldum. Kısa bir süre ailemin işlettiği otelde çalıştım, daha sonrasında üniversitede part time çalışmaya başladığım, o zaman ki adı FIT Solutions olan Foriba’ da çalışmaya başladım.

2001 Yılında part-time developer olarak Kıbrıs’ daki ofislerinde çalışmaya başlamıştım, 2005 yılının sonlarına doğru da full-time developer olarak Foriba’ da çalışmaya başladım. 2008 Yılında Foriba’ daki patronum, şu an ki ortağım Ahmet Bilgen’le beraber, içerideki bir departmanı dışarıya çıkartarak Dotto’ yu kurduk. 2012 Yılının sonunda da Dotto’dan tamamen çıktık ve Foriba’ ya odaklandık. 2014 Yılında Revo yatırımını aldık, 2015 yılında da Foriba’ da genel müdür olarak kariyerime devam ettim. İki çocuk babasıyım, iki kızım var.


Girişimci olmaya ve kendi işinizi kurmaya nasıl karar verdiniz? İşe ilk başladığınız zamanlarda etrafınızda, kendinize rol modeli olarak aldığınız bir girişimci var mıydı?

Açıkçası çok enteresan bir kariyerim var. İlk soruda da bahsettiğim gibi, öncelikle part time developer olarak başladığım Foriba’ nın, bugün hem ortağıyım hem genel müdürüyüm.

Foriba’ dayken Ahmet’le beraber kurduğumuz Dotto ve benzeri birkaç girişimimizde, aslında en büyük rol modelim hep Ahmet’ti çünkü onun destekleriyle beraber bu noktaya gelebildik. Aslında onun bana açmış olduğu oyun alanı sayesinde, bu noktalara gelme şansım oldu.

Benim için ikinci önemli rol model, babam. Babam da asla pes etmeyen bir girişimci, seri girişimci diyebiliriz ona da. O yüzden onlar, benim için çok önemli iki rol modeldi o yaşlarımda. Onlardan aldığım ilhamla, Foriba’ yı bugünkü noktaya getirmiş olduk diyebilirim.


Girişimlerinizin ilk dönemleri sizin için nasıl geçmişti? Ne gibi zorluklar yaşadınız? Özel hayatınız bu zorluklardan nasıl etkilendi?

2008 Yılında Foriba’ da biz, ilk Elektronik İmza Entegrasyonunu yaptık ve 2008 yılında ilk defa müşterilerimize, elektronik faturayı anlatmaya başladık. Tabii o zaman Türkiye’ de daha regülasyon yoktu, 2010 yılında regülasyon çıktığında çok hazır bir noktada yakalandık biz buna. Oldukça şanslıydık diyebilirim. Tabii 2008 den 2012 nin sonuna kadar, yani e-faturanın Türkiye’de zorunlu olması gereken döneme kadar çok farklı zorluklar vardı çünkü tamamen gönüllülük esasıyla kullanılan bir alt yapıyı satmaya çalışıyorduk.  

Biliyorsunuz, Türkiye’de birçok şirket, bir şey zorunlu olmadan kullanmayı tercih etmiyor. Ama biz o dönemi gerçekten iyi değerlendirdik, ürünümüzü nasıl satacağımızı, fiyatlamamızı büyük ölçüde oturtmayı başardık. 2012 Yılında zorunluluk geldiğinde, biz buna hazırdık ve çok hızlı bir şekilde hem SAP ile olan iş ortaklığımız hem ING Bank ile kobiye odaklanmamız sayesinde, daha sonrasında tabii ki aldığımız  yatırımla çok hızlı bir şekilde büyümeyi başardık ama her evresi ayrı bir zorluktu; ilk kuruluş aşaması, sonrasında e-faturanın zorunlu hale gelmesiyle beraber çok hızlı bir büyüme. E-fatura başladığında biz, 30 kişilik bir ekiptik yaklaşık olarak.

30 Kişiden 100 kişiye büyümek, yatırım almak, daha sonra ikinci tur yatırımı almak, 2018 in başında Dünya Bankası’ nın yönettiği turda almış olduğumuz yatırım. Tabii bunlar oldukça yoğun bir çalışmayı gerektiriyordu çünkü küçük bir ekiple büyük işler yapmaya çalışıyorduk. O yüzden, özel hayatımda eşimin ve çocukların desteği olmasaydı bu noktaya gelmemiz gerçekten zordu çünkü onların sabrı sayesinde, bana açtıkları oyun alanı sayesinde bu noktaya gelebildiğimize inanıyorum ve bunu her zaman söylüyorum. O yüzden, gerçekten sabır gerektiriyor, aile için de özel hayat için de. Şu an geldiğimiz noktanan ben de, eşim de, çocuklar da memnun diye düşünüyorum.    


Kurucu ortağı ve CEO su olduğunuz Foriba, geçtiğimiz günlerde Vergi Teknolojilerinin Global Lideri Sovos’ un bünyesine dahil oldu. Başka bir firmanın bünyesine dahil olmaya karar vermek duygusal anlamda, sizin ve ortaklarınız için zor oldu mu?

Tabii ki, hiçbir zaman kolay değil böyle bir kararı vermek, her zaman “Çok erken mi?” diye düşündüğünüz, her zaman daha yapacak çok işiniz olan bir dünya ama hep şöyle söylüyorum; “Aslında, bu bir tren yolculuğu. Biz, farklı lokomotiflerle farklı yollardan geldik. Bugün de aslında, kendi trenimizi, daha hızlı ve daha güçlü gidebilecek bir lokomotife entegre ettik.

Türkiye operasyonumuzun, Sovos’ la beraber en hızlı şekilde büyüyeceğine inandığımız için ve tabii ki Türkiye’nin yanı sıra dünyanın diğer yerlerine satış yapabileceğimize inandığımız için bu zor kararı, daha rahat verebildik diyebilirim. Sovos’ la hızlı gidebileceğimize inandığımız ve Foriba için en iyisi olacağına inandığımız noktada çok zorlanmadık.

Hem kendi adıma hem Ahmet adına hem Ayhan, Gökhan, Hasan, Akan adına, yani Foriba’ nın bugünkü kurucu ortakları diyebileceğimiz ekip, bu kararın doğruluğuna inanıyor. Aynı zamanda yatırımcılarımız olan Dünya Bankası, Revo ve Endeavor’ da bu konuda bize, her zaman o esnekliği sağladı. Biz, gerçekten “evet” dediğimiz noktada yatırımcılarımız, bu satış sürecinde bizim yanımızda oldu. Ortak alınmış bir karardı, kolay değildi ama bugün itibariyle doğru olduğuna hala çok inandığım bir karar bu.


Foriba’ nın, Sovos’ un bünyesine dahil olacağının sinyalleri yavaş yavaş ortaya çıkarken çalışanlarınızdan ve yakın çevrenizden nasıl tepkiler aldınız? Bu Exit’ ın gerçekleşmesini istediler mi yoksa aksini düşündüklerini mi söylediler?

Açıkçası birçok farklı yakın dostuma, arkadaşıma, çalışanıma bu süreci doğru anlattığımızı düşünüyorum. O nedenle de, en az bizler kadar bu birlikteliğin Foriba’ ya avantaj sağlayacağını ve pozitif etkileyeceğine inandıkları için herkesin, bizimle hemen hemen aynı fikirde olduğunu söyleyebilirim. Tabii ki birçok dostum ve arkadaşım erken sattınız söylemlerini sürdürselerde bunun, şirket için en iyisi olduğundan hiç şüphem yok.


Önümüzdeki süreçte Foriba’ yı ve Foriba ekibini neler bekliyor?

Büyümemizi, hızlandırarak devam ettiriyor olacağız. Geçen seneye 95 kişi başlamıştık, bugün ise 210 kişiyi geçmiş durumdayız. Önümüzdeki dönemde 300 ün üzerinde çalışanı olan bir operasyon haline geliyor olacak Türkiye tarafı. Ve tabii ki Avrupa odağımız, yani Foriba’ nın satışından önceki Avrupa odağımız, Sovos’ un hali hazırdaki Avrupa ve Amerika operasyonuyla daha da güçleniyor olacak.

Türkiye’ deki çalışan arkadaşlarım için ya da Foriba’ da bugüne kadar çalışan arkadaşlarım için global anlamda birçok farklı fırsatın olduğuna inanıyorum, tabii kendi adıma da. O yüzden ben çok heyecanlıyım, benimle beraber çalışan ekibim çok heyecanlı, şirketin ortakları çok heyecanlı, içerideki ekip arkadaşlarım çok heyecanlı. Hepimiz için, daha hızlı büyüdüğümüz, daha fazla öğrendiğimiz, daha fazla tecrübe kandığımız, global ölçekte çok daha büyük işler yaptığımız bir organizasyona dönüşüyor olacak Foriba ekibi.     


Sizce dünya genelinde, “Girişimcilik” kavramının bu kadar yükselmesinin sebebi nedir?

En önemli şey, tabii ki rol modeller. Türkiye’ de çok ihtiyacımız olan bir şey. Girişimciliğin artması için doğru, güzel ve başarılı girişimcilik hikayelerini daha fazla duymamız gerekiyor. Bugün bir çocuğa, “Büyüyünce kim olmak istiyorsun?” dediğinizde tahminen, iyi bir girişimcinin adını verme ihtimali yüksek. Türkiye’ de, daha fazla başarılı Türk girişimcinin isminin duyulmasına ihtiyacımız olduğuna inanıyorum.

Doğru rol modellerle, doğru idollerle girişimcilik kavramının yükselmesi giderek artacaktır, tabii ki bu işin kan ter ve göz yaşından oluştuğunu da unutmamak lazım. O yüzden girişimcilik kavramı, daha da büyüyerek yükselecek bir kavram. Bu bağlamda da etkili girişimler, etkili girişimcilikle beraber etki yaratacak, ülkeyi geliştirebilecek çok fırsat barındırıyor. Buna çok inanıyorum.


Türkiye’deki ekosistem hakkında ne düşünüyorsunuz? Özellikle yatırım fonları, girişimcilerin nitelikleri ve iş planlarına baktığınız zaman?

Çok şanslı bir girişimciyim çünkü ekosistemde çok farklı insanlarla bir araya gelme, sohbet etme, konuşma fırsatını buluyorum. O nedenle de ekosistemin hemen hemen her bacağındaki insanla görüşme, sohbet etme, onlardan fikir alma, beslenme şansını yakalıyorum.

Şu anda ekosistem, üç sene öncesine – beş sene öncesine göre çok daha iyi bir durumda. Geçtiğimiz son 1 – 1,5 seneye baktığımızda, evet oldukça zorlu bir sürecin içinden geçti ekosistem. Türkiye’ de yatırım adetlerinin düşmesi, yatırılan miktarların düşmesi kötü gözüksede önümüzdeki dönemde bunun hızlı artacağına inanıyorum çünkü ilk fonunu kapatan fonlardan sonra, şu an bazı fonlar ikinci fonlarını kurdu, bazıları kurmaya devam ediyor, yeni fonlar kuruluyor, Türkiye’ de başarılı Exit leri görmeye başladık.  Exit eden benim gibi yatırımcılar ekosistemi daha fazla beslemeye devam edecektir, gerek fonlara yatırım yapacaktır, gerek startuplara melek yatırımcı olarak girecektir, buna inanıyorum.

Aslında bu bir kartopu, bu kartopu artık düşmeye başladı, önemli olan çok hızlı bir şekilde çığa dönüşmesi ve gerçekten etki yaratması. Çok nitelikli yatırımcılar, çok nitelikli girişimciler var. Tabii ki öğrenmemiz gereken, öğretmemiz gereken hâlâ çok konu var ama kötü bir yolda gittiğimizi düşünmüyorum. Türkiye’ de çok başarılı işler yapan girişimciler, fonlar, melek yatırımcılar ve private equityler var. Önümüzdeki dönemlerde, gerçekten etki yaratacak işler çıkaracaklardır.  


Ekosistemimizdeki yatırım oranları her geçen sene biraz daha artıyor. Sizce yatırımların artması başlı başına ekosistemimizin büyümesi için yeterli mi? Değilse başka neler yapılabilir?

Tabii ki en önemli gösterge yatırım tutarlarının artması, daha fazla sayıda startupa daha fazla paranın yatırılıyor olması kartopu etkisini arttıracaktır. Bence büyümek için Türkiye’ de zorlu bir sarmalın içerisindeyiz çünkü Türkiye pazarı, gerçekten büyük bir pazar. Fakat hedeflenen pazarın Türkiye değil global olması gerekiyor. Geçtiğimiz dönemde yaşanan kur problemi bence birçok şirkete, birçok startupa yalnızca Türkiye’ ye değil globale bakma vizyonunu kattı. Bu beni oldukça ümitlendiriyor açıkçası. Bu kafa yapısıyla, daha fazla global düşünen startuplarla, önümüzdeki dönemde çok daha başarılı işler çıkacak diye düşünüyorum.


Silikon Vadisi, dünya genelindeki en gözde girişimcilik merkezi. Ülkedeki büyük şirketlerin, ülkedeki iyi üniversitelerin ve devlet yetkililerinin ortak çalışması ile birlikte sizce, Silikon Vadisi’ ne benzer bir merkez kurabilir mi yoksa böyle bir merkezin doğal şartlar altında mı oluşması gerekiyor? Bu konu hakkında görüşleriniz nelerdir?

Dünyanın hiçbir yerinde ikinci bir Silikon Vadisi yok. Silikon Vadisi bambaşka bir kafa yapısında, bambaşka bir filozofiye sahip, ona inanıyorum. Değil Türkiye’ de dünyanın başka bir yerinde de başka bir Silikon Vadisi’nden bahsetmiyoruz, bahsedemiyoruz. Türkiye’ de bir Silikon Vadisi’ nin olmasını beklemek, birazcık hayal kurmak olur diye düşünüyorum. Fakat bunlar olmadan da iyi işler çıkabilir. Geçtiğimiz yıllara baktığımızda, dünyada çıkan unicornların %70 i Amerika’ da değildi. Bu da gösteriyor ki, artık dünyanın her köşesinden bir unicorn çıkabilir. İlla da Silikon Vadisine sahip olmak gerekmiyor ama bu demek değil ki Silikon Vadisi’ nin iyi yaptığı, güzel yaptığı, başarılı olduğu şeyleri Türkiye’ de uygulamayalım. Kafa yapımızı değiştirerek, bence Türkiye’de de güzel sonuçlar elde edebiliriz.


Doğru insanları işe almakla ve doğru ekibi kurmakla ilgili neler söyleyebilirsiniz? Sizin bu konuda olumlu veya olumsuz tecrübeleriniz oldu mu?

Bence bir girişimdeki en önemli konu, doğru insanları bir araya getirmek. Bu, öncelikle kurucu ortak olarak, genel müdür olarak benim yapmaya çalıştığım, en çok kafa yorduğum, en çok zaman harcadığım konu. Gerek elinizdeki iyi yetenekleri tutmak, gerekse doğru yetenekleri doğru zamanda ekibe katabilmek çok önemli. Doğru insanlarla doğru zamanlarda çalışmak da çok önemli, buna da inanıyorum.

Her pozisyondaki her kişi ile yolun sonuna kadar çalışmaya çaba sarf etmek aslında ciddi bir sarmala sokuyor çünkü hepimizin koşabileceği bir mesafesi, bir nefesi var. Bazı roller gerçekten sprint gerektiriyor. Bir rolde, 100 metreyi inanılmaz hızlı koşacak bir ekip arkadaşına ihtiyacınız var, başka bir rolde maraton koşacak kişiye ihtiyacınız var, o yüzden bu dengeyi iyi tutturmak lazım. Herkesin yarışın sonuna kadar maraton koşmasını beklemek doğru değil, o yüzden belli kişilerle, belli anahtar insanlarla işe başlarken de bitirirken de bu minvalde konuşmak, beklentinizi doğru belirtmek çok önemli.

Doğru insanı bulmak gerçekten zor, o yüzden çok insanla tanışmak gerekiyor, çok insanın sizi tanıması gerekiyor ki; kendinizi anlatmanız, onları dinlemeniz için. Bu da ciddi bir vakit ve efor gerektiriyor. Girişimcilerin özellikle en büyük odağı her zaman iş, ama işi büyütmek için doğru insanlarla tanışmaktan da konuşmaktan da geri kalmaması lazım ki, başarıya ulaşabilsin.


Tecrübelerinize dayanarak girişimcilikte başarı için en kritik unsurlar olarak neleri görürsünüz? Bu bağlamda en değerli varlığınız nedir?

Kesinlikle ekip. Doğru ekipteki arkadaşları bir araya getirmek, bence en kritik başarı ama ekibin üzerine şunu koymak belki doğru olabilir; gelir, yani para. Eğer şirketiniz para kazanmıyorsa, parayı birinci önceliğe koymuyorsanız, para kazanmayan bir şirkete doğru ekibi de alamazsınız. Para kazanmayan bir işte müşterinizi de mutlu edemezsiniz, doğru ürünü de geliştiremezsiniz o yüzden genel müdürün veya gelirden sorumlu kişinin odağını mutlaka gelire çevirmesi lazım. Doğru gelire gidebilmek için doğru ekip çok önemli. Doğru gelire gidebilmek için girişimcinin farklı şeyleri mutlaka yapması gerekiyor.


İlk adımı atamayan, piyasaya bir türlü çıkamayan girişimci adaylarına ne önerirsiniz?

Açıkçası buradaki önemli konu doğru insanlarla tanışmak, tecrübelerinden yararlanmak ve başarısızlıklardan ders çıkartmak çünkü şöyle bir dünya yok; ben ilk şirketimi kurdum, ilk şirketim ilk senesinde çok büyük yatırım aldı, ikinci senesinde çok hızlı büyüdük, üçüncü senesinde şirketi sattık. Bu uzun bir maraton. Foriba 99 yılında kurulan bir şirket, biz 2008 yılında bu konuya odaklandık yani 11 yıllık bir tecrübemiz var sadece e-fatura konusunda, o yüzden kimsede şu düşünce olmasın; bugün çok hızlı bir şekilde şirket kuracağım, yarın zengin olacağım.

Eğer bu işe zengin olacağım diye başlıyorsanız zaten orada bir problem var. O yüzden odağınızı tamamen oradan çıkarıp, işe vermeniz lazım. Eğer siz, doğru ve iyi bir iş yapıyorsanız, ülkenin konjonktüründen bağımsız, ülkedeki ekonomik ve siyasi durumdan bağımsız bir iş yapıyorsanız, sizin de işiniz her zaman doğru bir şekilde ilerlediği sürece doğru bir exit, doğru bir büyümeyi yakalayabilirsiniz diye düşünüyorum.


Yaptığınız iş gereği birçok girişimci ve proje tanıma fırsatınız olmuştur. Bu projelerden hiçbirine yatırımcı olmayı düşündünüz mü? Yurtiçindeki veya yurtdışındaki bir girişime yatırım yapma planınız var mı?

Evet, gerçekten birçok iyi girişim ve girişimciyle tanışma fırsatım oldu. Foriba’ daki görevim boyunca birçok startupla sohbet etme, muhabbet etme fırsatım oldu. Tabii, beni burada en çok besleyen şey, her zaman Endeavor’ dı. Endeavor ailesinin içerisinde çok iyi girişimlerle, girişimcilerle tanışma fırsatım oldu. Evet, Türkiye’ de ve yurtdışında bir girişime yatırım yapma planım her zaman var, hep istediğim bir şeydi ama şu anda birinci önceliğim Foriba. Foriba’ nın Sovos’ la olan entegrasyonun tamamlanması.

Bugün, bir girişimci veya yatırımcı kimliğim yok, öncelikli odağım hâlâ Foriba. Tabii ki ilgilendiğim, konuştuğum, çok sevdiğim, çok iyi girişimciler var eğer onlara destek olabileceğim bir fırsat olursa da, bu fırsatı değerlendirmeyi her zaman isterim.


Son olarak röportajımızı eğlenceli ve hayali bir soruyla bitirmek istiyoruz. Dünya üzerindeki bir şirketin sahibi olma şansınız olsaydı bu, hangi şirket olurdu?

Foriba olurdu. Çok keyif aldım Foriba’ da. Gerçekten çok severek çalıştım, çok keyifle çalıştım, eğer dünya üzerinde bir başka şirketin sahibi olmak isteseydim herhalde yine Foriba’ nın sahibi olmak isterdim.

Koray Bahar Röportaj - Koray Gültekin Bahar - Foriba - Foriba Exit Hikayesi

Paylaş
Neden Olmasın Ekibi

Büyük fikirler, kalpten doğar.

Bir cevap yazın