in

Seçimlerin Hayatını Şekillendirir

Bir anda açılıp gözlerin, sabahın ilk ışıklarıyla uykunun bittiğini anımsatınca zihnin, günün başlaması ağır geldiğinde, yüzleşmekten kaçıp mis kokan kahveye sığındığında zaman zaman. Sorular art arda sıralandığında zihninde, aslında cevaplarını bilsen de sormaktan vazgeçmediğinde, başka cevaplar aradığını biliyorum.

Bunca öfke, nefret, parçalanmışlık içinde nasıl var olacağız? Yaralarımızı nasıl saracağız? Bitmeyen hayal kırıklıkları içinde yeni bir günü nasıl inşa edeceğiz? Buna gücümüz kaldı mı?

Tekrar, tekrar ve tekrar düşün….

Ömür yanıyor varsayımlar peşinde koşarken ve ben biliyorum, aslında yapmak istediklerinle yaptıkların bir değil. Hani nerede yedi kuleden kalan heyecanın? Hani nerede bisikletinin tekerleklerinde döndükçe tıkırdayan rengarenk boncukların yarattığı mutluluk hali? Biliyorum ki; esas yağmur yağdığında çıkardın sokağa, ıslanmak için, şimdinin aksine… Su birikintisinin gözüne gözüne basmaktı keyif, kaçmak değil kenarından ustaca. Küsmenin, ellerini göğsüne bağlamak olduğu naif yıllar. Ne oldu da omuzuna çarpa çarpa geçer oldu sokaktan yanındaki bedenler. Ne oldu da bir günaydın fazla gelir oldu tanımadığın gözlere bakarak söylediğin. Halbuki o tanımadığın gözlerde yeni ipuçları hayatın. “An’larda keyfi yaşamanın.”

“Yalnız, koşulsuzca paylaşabilenlerin olduğu bir dünya hayali çok mu sıra dışı?”

Sayıp sövsen de, kavga da etsen, sana bunu yapanlara, maruz kaldıklarına her gün bela da okusan bu değişmeyecek. Bu gerçeklikle ne yapacağına karar ver!

Bu seçim bana gösterdi ki; benim gibi olmayanla yüzleşmek zorundayım. Bu tıpkı yüzleşmek istemediğimiz geçmişe benziyor. Ne kadar kaçarsak kaçalım peşinizi bırakmayan, rüyalarınızı, tepkilerimizi, bedenimizi ele geçiren geçmiş…. Ona dokunmaktan uzaklaştıkça yaşamımızda hiçbir çözülme olmuyor. Çocukluk travmalarımızın kahramanı anne babamızla devam ettirdiğimiz, öfke dolu ilişki biçimi hayatımızı nasıl düğümlüyorsa, nasıl yaptığımız her şeye bulaşma gücüne sahipse, bu da öyle. Salt öfkeyle hiçbir yere varılmadığını artık görmek zorundayız sanıyorum ki. Yarattıkları baskıyla benliğe bir darbe olan ailelerimiz, özel hayatımızla gereksiz yere fazlaca ilgilenen ve her fırsatta eleştiren akrabalarımız, dış görünüşümüze ya da evimize gelen misafire garip garip bakan komşularımız…. Bu liste uzar gider ve kişiden kişiye değişir.

Tüm bunlara rağmen yaşamak ve ne yapacağımızı bulmak gerek. Aksi halde yüzleşilemeyen yeni bir travma olarak tepemizden inmeyecek. Bakın umutlanmaya ne kadar da hazırız, işte bu bizim gücümüz! Bizleri inciten her şeye rağmen umut etmeye, inanmaya ne kadar ihtiyacımız var. Öyleyse yapabiliriz demek oluyor.

Hayat bize diyor ki; temas etmek zorundasın! Değişim istiyorsan öfkeni de değiştirmek zorundasın. Sadece sinirlenmek bir işe yaramıyor. Burada yaşayacaksan baş etmenin bir yolunu bul. Yoksa öfkeden ördüğün duvarların altında kalmaya maalesef mahkumsun. Çünkü her şeye rağmen varsın, çok yakın zamanda da gördüğün kadarıyla, o kadar yalnız değilsin üstelik. Seçiminin getirdiği zorlukları göğüsleyerek özgür olabilirsin. Sorumluluk almadan özgürlükten bahsedilemez.

En iyi neyi yapabiliyorsak onu yaparak, üreterek, çalışarak ve inanarak olacak bu. “Buradayız. varız” demenin kendimizce yöntemlerini bularak olacak. Hayatın ve seçimlerimizin bizden ne beklediğini bulmaya çalışarak olacak. Başka şansımız yok.

Cevaplar her zaman kendimizde, işimize gelince bildiğini biliyorum. Biliyorum çok bakıp az görmek istemediğini. Bir çocuk gibi yaşamalı hayatı, oyuna başladığında planlamamalı sonunu. Giriyorsa nefes bedene yaşam devam ediyor ya, işte tam bu sebeple çek bir nefes içine, gelişine. Unutmadıysak hala yaşadıklarımızı, anılarımızı, anlarımızı ve farkındaysak şimdinin; umudumuz var demektir.

Velhasıl; belki hayallerin oldukça kırık ancak varlığın hala ve inatla burada. Yeni bir günü inşa edebilme gücünün kolay kolay tükenen bir şey olmadığını seziyorum. İçinde anlam bulduğumuz tüm hakikatler için direnmeye değer.

Tam da şimdi şiirde dediği gibi; HER ŞEY SENDE GİZLİ…

Bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Keşke

Ayrılık