Kişisel Fikir “İnsanın Benliği ve Çaresizliği” Yazısı Üzerine

İlgili yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Öncelikle yazıya denk geldim ve okudum, dedim ki evet ya ne kadarda haklı bir bakış açısı. Ama sonrasında biraz daha arka plana bakmamanız konusunda değişik birkaç düşünceye kapıldım ve mutlaka yazmalıyım dedim. Neden bu hâle geldiğimizi de düşündünüz mü? Ki bence daha da kötüye gideceğiz. Toplumda büyük bencillikler göz ardı edilerek, hatta resmen saman altından su yürütür gibi içimize işleniyor. Artık çocuklar oyuncağını paylaşmak nedir bilmiyor mesela. Eskiden çok başkaydı klişesi için burada bulunmuyorum aslında çünkü bir çocuk bencil olabilir ama onu uyarabilen, iyilikle yaklaşabilen bir büyüğü ne bileyim ebeveyni falan olur değil mi? Heh, artık ebeveynleri de kaybettik ya da göz önünde hayatı yaşamak mevzusu ile içli dışlıyız. Ama artık resmen bir alışkanlık hatta içinden çıkamadığımız bir girdap hâline geldi fikrimce. Eee ne yapacağız, arkamıza bakmadan kaçacak halimiz yok. Durumu kurtaracak net bir fikrimde yok açıkçası. Ama şunu da düşünmüyor değilim. Bu insanlar böyle davrandıklarına göre , içlerinde tamir edemedikleri bir hata ne bileyim bir eksiklik ya da ifade edemedikleri bir şeyler olmalı. Neden herkes telefonunda bir sürü mesaj , arama falan istiyor artık? Dayatılan bu, evet ama sabah durakta gördüğü bir insana hadi onu geçtim aynı iş yerinde karşı masasındaki insana hal hatır sormak, günaydın diyebilmek ne unutmaya başladı, bu insan. Kendi familyasını kurup, herkesin ona hayran olduğu yerin onu daha mutlu edeceğini sanıp, sahiden de öyle mutlu olup yaşıyor.Elbette kota dolana kadar, e kota doldu ne olacak şimdi dediği anda yüzleştiği gerçeği de kaldıramadı. Ne yapsın bu insan, etrafında destek olacak kimse kalmadı. Böyle böyle toplumun yarısı ruh hastası. Aslında genellemeler hoşlandığım şeyler değildir ancak zaman zaman o da benim ihtiyacım belki.

Lafı biraz uzattım belki ama gelmek istediğim nokta, bu insanlar zaten şuan bir köstebek deliğindelermiş gibi dışarı çok nadir çıkıp, daha çok mutlu olduklarını sandıkları yerde yaşıyorlar. Kaç yaşına gelmişler birde tutup ya bak böyle böyle geçin bunları diyemiyorsun da, hadi dedin onu da biri, ikisi kabul eder geri kalanı nasıl bir şekilde bakacak. Yani diyeceğim o ki insanları kendilerine ayna tutacak kıvama getirebilmeliyiz. Bu da önce kendini sevmekle başlıyor bence. Bencillik anlamında değil, kendini mutlu edebilmek anlamında. Herkes kendini severse, diğer insanları da sevebilir. Herkes güne önce kendine sonrada en az bir kişiye iyilik yapacağım diye başlasa en güzel günleri görebilirdik. He gene göreceğiz , o ayrı bir durum. Bu yazıyı neden bu kadar dallanıp budaklandırdım bilmiyorum. Ama sanırım artık hoşuma gitmeyen şeylerde çözüm bulmaya çalışıyorum. Ve sanırım yazınızı depresif buldum. Evet, polyannacılık oynamayalım ama umutlu olunsun istiyorum. Belki benimde su yazdıklarım depresif ya da anlamsız oldu ancak umut güzel şey! Umutla kalınız!

Paylaş

Bir cevap yazın