in

Kırmızı Sabahlar

toplumun boğucu kokusundan nasıl kırılırdı kalbi
korkuları kusturur
kaygılarının alay eden alkışları kulağını sağır ederdi

sanki ilahi bir güç suretini yanlışlıkla insana benzetmişti
hak etmedi insan olmayı
istemedi de
insan olmak için nasıl bir kötülük yapmıştı da karşılığı bu olsundu
uzaktan daha uzak bir yerde cüzdanındaki fişlerin yaprak olduğunu düşlüyordu hep
insan olacak kadar kararmamıştı daha kalbi
ama karalara bağlamıştı gün doğmadan
yolun başında mıydı daha,
yoksa sapmış mıydı rahimden koptuğu an?
yine kırmızı bir sabahta kendi sorularından dağlara dik uzanan bir köprüde yürürken buldu kendini
düşmek öyle öldürmeseydi ne güzel düşerdi sayısız defa uçsuz yükseklerden

olmadığı her yerde çok fazla insan vardır akşamları,
ilk karanlığın yüreğine düştüğünü bilir miydi herkes
geceye, neden oymuş gibi
koşarak uzaklaştılar yakınından

Kışın ilk kar tanesinin göğsüne düştüğünü bilselerdi eğer
yüzünün soğukluğu o anlamsız kelimelere yuva dillere dolanır mıydı?

kırmızı sabahların kırgın güzelliği bu akşam yine canını çok sıkıyor.

Kurumsallaşma Fobisi - Serdar'la 10 Dakika #12

Kurumsallaşma Fobisi – Serdar’la 10 Dakika #12

Nasıl Tanıştık? - Gündüz Gece Podcast

Nasıl Tanıştık?