Kazanma İsteği, Çalışma İsteğinin Yanında Bir Hiçtir

Kazanma İsteği, Çalışma İsteğinin Yanında Bir Hiçtir

Yıllar boyunca bir yarışı kazanmak ya da büyük bir dağa tırmanmak için ne gerekiyorsa yapabileceğini ileri süren bir sürü insanla tanıştım. Ama bazen kazanma isteği tek başına yeterli olmaz.

Hatta çalışma isteğin yoksa, kazanma isteğinin de hiçbir anlamı yoktur. Yarış günü aslında en kolay gündür, tüm gözler senin üzerindedir ve adrenalin tavan yapmıştır.

Ama yarışlar ve savaşlar aslında hazırlık sürecinde kazanılır ya da kaybedilir.

Sabahın beş buçuğunda , dışarıda yağmur yağarken sıcak yatağından çıkıp da koşuya gitmeyi hiç istemediğin o şaşaasız zamanlar, kaderini belirler.

Bu yüzden, emek ve çalışma olmadan sırf çok istedin diye bir şeylerin olacağı düşüncesine kapılma.

Ben iki Olimpiyat’ta altın madalya kazanan dekatloncu Daley Thompson’ın hikayesini çok seviyorum. Kendisi, antreman yapmayı en sevdiği günün, rakiplerinin çalışmayacağını bildiği tatil günleri olduğunu söylemişti. İşte buna bağlılık denir! Kazanmasının sebebi burada yatıyor. Rakiplerinden 1/365 daha hızlı koşabilme şansını buldu ve kullandı.

Bu yüzden hedeflerimize ancak nihai gün gelmeden önceki aylarda sergileyeceğimiz hazırlık ve çalışma neticesinde ulaşabileceğimizi unutma. Doğru çalışırsan, zirve ya da altın madalya zaten o bağlılığın kaçınılmaz bir sonucu olarak önüne gelecek. Şahsen böyle olması hoşuma gidiyor; çünkü ödülü sadece yetenekli olan değil, inatçı olan kazanıyor.

Kazanma İsteği, Çalışma İsteğinin Yanında Bir Hiçtir

Paylaş
Berke Arı

Bir işi doğru yapmak. Niçin yanlış yapıldığını açıklamaktan daha az zaman alır.

Bir cevap yazın