Kapitalizm Değil Aşk Kazansın

Her erkeğin askere gitmesini şart koşan Roma İmparatoru II. Claudius, bu şartına istinaden evliliği ve hristiyanlığı yasakladı. Üstelik hristiyan olan herkes için ölüm emri çıkardı. Emre başkaldıran ve inancı hristiyan olan Valentius yakalanıp hapse atıldı. Hristiyanların kendi aralarında bahsettikleri dini mucizeleri duyan bir hapishane gardiyanı, doğuştan gözleri görmeyen kardeşi Julia’yı gözlerinin görmesini sağlayabilir umuduyla gizlice Valentius’un yanına getirdi. Zeki ve güzel bir kız olan Julia, Valentius’u ziyaretleri sayesinde Roma tarihi ve hristiyanlık hakkında pek çok şeyde öğrendi. Tanrıya gözlerinin görmesi için her gece dua eden Julia, Valentius’a inandı. Beraber dua etmeye başladılar ve o esnada hücrenin kapısı altın rengi bir ışıkla doldu.

Julia: “Valentius! Görüyorum, görüyorum!”

Ertesi gün ise Valentius’un ölüm emri geldi. Valentius artık görebilen Julia’a bir not yazar. Notun içinde tanrıya her zaman yakın olmasını öğütler ve notun sonuna “Senin Valentine’ından” diye imzalar. Not Julia’ya ulaştığında tarih 14 Şubat 270’dir…

3. yüzyıldan bugünlere kadar aktarıla gelmiş sevgililer gününün asıl hikayesi kısaca böyle. Özünde Hristiyan dinine yönelik bir altyapısı olan bu günü çoğunluğu müslüman olan ülkemizin sevgilileri nasıl kutluyor peki?

Öncelikle eminim bir çoğu bu özel günün temel hikayesini bilmiyor. Saat 00.00 itibariyle aşk kokan smslerde yollanmıştır. Bana kalırsa başlı başına bir “medet umma” günü. Bende bu yapmacık samimiyetler hüsran yaratıyor doğrusu. “Acaba bana ne alacak?” sorusu bile durumu özetler nitelikte. İnsanların birbirine hediye alması muazzam bir sevgi göstergesi fakat bu zorunluluk halini aldıysa gerçekten üzücü. “Bugün sevgililer günü ona güzel bir hediye almam lazım.” tarzında bir düşünce seni sevgili değil rolünü iyi yapan bir ahmak yapar. Bu samimiyetsizlik kokan günden kârlı çıkan yine kapitalist sistem oluyor maalesef. Kapitalizm siz sevginizi gösterin diye önünüze onlarca hediye seçeneği sunuyor. Sevgililer günü kapitalizmi pazarlayan ve bunu bir ritüele çeviren bir gün haline geldi. Bu yüzden en yüksek sınıf ya da orta sınıf kapitalistide suçlu. Suçlunun cebine para koymakta sizin suçunuz…

Eleştireceğim bir husus daha var. Hz. Muhammed peygamberin doğum günüyle sevgililer günü aynı güne denk geliyor biliyorsunuz. Sırf sevgililer gününe karşılık olsun diye sosyal medyada peygamberin doğum gününü kutluyorlar. Hatta caps lock’u açıpta kutluyorlar. Niye? Çünkü illa olayın vizyonunu başkalaştıracak ve dikkat çekecek. Zaten dini inancını orada veya burada bas bas bağıran kişilerden genelde uzak duruyorum. İnanç kişiye özeldir ve insanın inancını tamamiyle içinde yaşaması gerekir diye düşünüyorum. Cem Yılmaz bile söylemiş bunu yahu. “İstersen krem peynire tap banane” 🙂

Toparlayacak olursam. Sende onu sevmiyorsun bunu sevmiyorsun hiçbir şeyi sevmiyorsun arkadaş! diyenleriniz olabilir. Hayır tabii ki nihiliste değilim. Sadece çoğu şeyin özünü yitirdiğini görüyorum. Bu samimiyetsizlikler bende sürekli güvensizlik yaratıyor.

Bu özel gün için söyleyeceklerim bu kadar. 14 Şubat’ da onu, aldığınız bir nesne ile mutlu etmeyin, kendinizle edin. Böylece ne kapitalizm kazanmış olur ne de siz kaybedersiniz. İlla kutlayacağım diyorsanız, şahsen kendimi sevgili vasfına koyduğumda onun tenine dokunurken buluyorum…

Kapitalizm değil aşk kazansın!
Paylaş

Bir cevap yazın