Prenslerin, kralların, padişahların övgülerle bahsettikleri şehir. Konstantinopolis ismi bile insanı etkiliyor değil mi.. Aslında burada, İstanbul’da farklı bir şey var insanları üzerine çeken. Bir defa gelenler gitmek istiyor, gidemiyor sanki görünmez bir pranga ile tutuluyorlar, sevmediklerini söylüyorlar ama vazgeçemiyorlar. Sanki havasında insanı büyüleyen toz zerreleri var bir kez akciğerlerimize doldurduğumuz zaman kendimizi buraya ait hissediyoruz..
 
Kimisi geliyor denizine aşık oluyor kimisi ormanına bir diğeri vapurda giderken peşine takılan martıya aşık oluyor ötekisi güneş batarken kız kulesinin insanın içinde uyandırdığı o tarif edilemez duyguya, Bu İstanbul öyle bir illet ki bir kez ayak basan sanki taşa toprağa değil de sevdiğinin gönlündeki köşke ayak basmışçasına haz duyuyor.
 
Elbette burası adı duyulduğu zaman insanın içini güzelleştiren bir yer olsa da her güzel şeyin olduğu gibi bu şehrinde kusurları var ama bu kusurlar olmasa insanın sevgisinin, aşkının ne anlamı kalır ki. Hepsi bir kuşun kanadına biner, yükselir boğazın semalarında..
 
İstanbul’u bilen şunu da bilir ki buraya sevgisini, hazzını, tutkusunu veren daima karşılığını alır.. İstanbul’u sevmek denizi, doğayı, kuşları ve daha nice muazzam varlıkları sevmektir.
Paylaş
Neden Olmasın Ekibi

Büyük fikirler, kalpten doğar.

One Comment

Bir cevap yazın