ilber ortaylı - bir ömür nasıl yaşanır? (kitap)

İlber Ortaylı’nın İzlemenizi Tavsiye Ettiği 10 Film – Bir Ömür Nasıl Yaşanır?

İlber Ortaylı, Şubat 2019 da  yayınlanan “Bir Ömür Nasıl Yaşanır?  isimli kitabında, 26 yabancı film tavsiyesinde bulundu. Biz de bunlardan 10 tanesini sizler için derledik. Keyifli okumalar 🙂

1- Potemkin Zırhlısı (1925)

Yönetmen: Sergei Eisenstein
IMDb: 8,0

Filmde, 1905 yılında Rusya’nın Karadeniz filosuna bağlı Savaş Gemisi Potemkin’de dayanılmaz yaşama koşullarından bezmiş mürettebatın çar rejimine bağlı subaylara karşı başlattıkları bir ayaklanmanın sonunda gemiyi ele geçirmeleri ve sonrasında gelişen olaylar gerçekçi ama bir ölçüde de romantik bir zeminde anlatılmış, epik bir hava katılmıştır. Film sosyalist propagandayı hedeflerken, yönetmenin teknik buluşları, anlatımı zenginleştiren biçimsel yönelimleri sonucunda sinemanın gelişimi açısından da çığır açıcı olmuştur.


2- Vaatler Ülkesi (1975)

Yönetmen: Andrzej Wajda
IMDb: 7,9

19. Yüzyıl sonu Polonya tekstil endüstrisinin beşiği Lodz’da üç arkadaş; Polonyalı Karol Borowiecki, Alman Max Baum ve bir Yahudi olan Moritz Welt bir tekstil fabrikası kurmak ister. Acımasız pamuk kodamanları tarafından uygulanan çeşitli hilelere başvururlar. Ama yeni fabrikaları bir yangında kül olunca yolları ayrılır. Karol nişanlısından ayrılıp ülkenin en büyük fabrikatörü Mueller’in kızıyla evlenir ve Lodz’un en büyük kapitaline sahip olur. Vaatler Ülkesi, 1975 yılında, Chicago, Gdynia ve Moskova Film Festivalleri’nde Büyük Ödül’ü kazanmıştır.


3- Waterloo (1970)

Yönetmen: Sergey Bondarçuk
IMDb: 7,3

Waterloo 1970 yılı İtalyan-Sovyet ortaklığı yapımı tarih filmidir. Sergei Bondarçuk tarafından yönetilen ve yapımcılığını Dino De Laurentiis’in üstlendiği film Waterloo Muharebesi’ni anlatmaktadır. Film savaş sahneleri ile ünlüdür.


4- Leopar (1963)

Yönetmen: Luchino Visconti
IMDb: 8,1

1860 Yılının Sicilya’sındayız… Prens Salina dehşete düşmüştür. Çünkü gündelik yaşamdaki değişimler kaygı vericidir ve reformlar her geçen gün kendini hissettirmektedir. İtalya’nın birleşme sorunu da Prens’i rahatsız eder… Yeğeni Tancredi ile zengin bir tüccarın kızı olan Angelica’nın evliliği dolayısıyla ailesi de bir dönüşüm geçirmektedir. Nihayet, şaşaalı bir baloda prens, orta sınıfın yükselişinin kaçınılmaz olduğunu idrak eder.


4- Dekameron’un Aşk Hikâyeleri

(1971)

Yönetmen: Luchino Visconti
IMDb: 8,1

Dekameron, sinema tarihinde önemli bir yere sahip olan, ünlü yönetmen Pasolini eserlerinden… Hemen hemen her yapıtı “başyapıt” kabul edilen Pier Paolo Pasolini, bu defa da Giovanni Boccaccio’nun öykülerini beyazperde’ye aktarmış… Giovanni Boccaccio’nun kitabından sekiz öyküye yer verdiği Dekameron’da, neşe ve kalabalıkla dolu düşsel bir dünya ile birçok önemli toplumsal olaya şahit olmuş yüzyılımız ve ortaçağ arasındaki ilgi çekici bağa dikkatlerimizi çekiyor efsanevi yönetmen… Pasolini, “Dekameron” ile, 1971 yılında Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı ödülünü salonunun vitrinine koymuştur… Bu film, yönetmenin Yaşam Üçlemesi diye nitelendirdiği serinin ilk filmidir…
 

5- Taraf Tutmak (2001)

Yönetmen: István Szabó
IMDb: 7,2

Totaliter bir rejimde, sanatını yapmaya çalışan Wilhelm Furtwangler’in hikayesini anlatan film, bir sanatçının politik ve toplumsal sorumluluklarının nerde başlayıp nerde bittiğini sorguluyor. Nazi zulmünün hüküm sürdüğü Almanya’da, sadece sanatına odaklanmaya çalışan ünlü şef Wilhelm Furtwangler, politik gerçekleri ve toplumsal sindirilmişliği görmezden gelerek yanlış mı yapmıştır?


6- Alexander Nevsky (1938)

Yönetmen: Sergei Eisenstein
IMDb: 7,7

Film, 13. yüzyılda Alman Teutonic şövalyeleri ile Novgorod’da yaşayan Ruslar arasındaki savaşı anlatır. Alman şövalyeler, Pskov şehrini istila eder ve şehir halkını kılıçtan geçirir. Aleksandr Nevskiy, Novgorod’un insanlarını toparlar ve onun liderliğinde Peypus Nehri’nin donmuş yüzünde savaşa tutuşulur. Sayıca üstün olan Novgorodlılar Alman işgalcileri bozguna uğratır.


7- Mephisto (1981)

Yönetmen: István Szabó
IMDb: 7,8

1930’lu yılların sanat camiasının en sevilen isimlerinden biri olan Hendrik Hoefgen, dönemin en ünlü tiyatro sanatçılarından biridir. Kısa süre sonra iktidara gelen Naziler, sanat da dahil olmak üzere şehrin tüm yaşam düzenini tehlikeye atarlar. Nazi rejimi altında şiddete ve baskıya maruz kalan onlarca sanatçı arkadaşının tersine politik davranan Hendrik’in tek derdi kariyerini zedelememektir. Ancak bulundukları baskı ortamı zamanla şiddetini artırır ve tepkisiz kalmak imkansız hale gelir. 


8- Bisiklet Hırsızları (1948)

Yönetmen: Vittorio De Sica
IMDb: 8,3

Savaş sonrası yaşanan iki senelik işsizlik döneminin ardından nihayet iş bulabilen Antonio, mutluluktan havalara uçmaktadır. İşi için kendisine lazım olan bisikleti almak için yataklarını satmaları gerekmiştir; ancak Antonio en sonunda para kazanabileceği için mutludur. Yeni işinin ilk gününde bisikleti çalınan Antonio neye uğradığını şaşırır. Yaşadığı ailevi ve dünyevi problemleri çözebilmesi için acilen bisikletine yeniden kavuşması gerekmektedir. İtalyan Yeni Gerçekçiliği’nin mimarlarından Vittorio De Sica’nın imzasını taşıyan Bisiklet Hırsızları, bir savaş sonrası toplumunun portresini oldukça geniş bir perspektiften çiziyor.

 

 
9- Umberto D (1952)

Yönetmen: Vittorio De Sica
IMDb: 8,0

Umberto Domenico Ferrari, emekli bir devlet memurudur.Hayattaki tek dostu ve can yoldaşı köpeği ile Roma ‘da küçük bir pansiyon odasına sığınmış kıt emekli maaşı ile geçinmeye daha doğrusu hayatta kalmaya çalışmaktadır.Odanın kirasını düzenli olarak ödeyememektedir.Taş yürekli ve anlayışsız ev sahibesi Antonia tarafından sürekli pansiyondan atılmakla tehdit edilmektedir. Zaten ondan kurtulmayı kafasına koymuş olan ev sahibesinin türlü aşağılamalarına da katlanmak zorunda kalan Umberto odasının gündüzleri fahişelere saatlik olarak kiralanmasına da ses çıkaramaz.
 
Pansiyona olan borcunu kapatabilmek için saatini ve kitaplarını da satar ama gerekli parayı bir araya getiremez.Hayır kurumlarının aşevlerinde karnını doyuran Umberto ‘yu hayata bağlayan tek şey köpeği Flike’dir. Günden güne umutsuzluğu katlanarak artan Umberto son çare olarak intihar etmeyi düşünürken köpeği Flike ortadan kaybolur.Başı boş köpeklerin itlaf edileceğini bilen Umberto gitgide artan bir umutsuzlukla şehirde köpeğini aramaya başlar.
 

10- Roma (1972)

Yönetmen: Federico Fellini
IMDb: 7,4

Bir insan bir şehri ne kadar sevebilir? Fellini’nin Roma’sını düşünürken böyle bir soruyla başlayabiliriz. Yaşadığı, yaşamış olduğu, geçmişine tanıklık edip bugününü gördüğü bir şehre dair insanın zihninde pek çok şey birikebilir. Ona dair farklı düşünceler, imgeler, duygular…

Fellini’nin Roma’sı salt bir güzelleme ve nostalji filmi değildir. Yaşam, değişimle beraber yeni bir biçim alırken sancıyı da birlikte getirir. Yönetmen, filmini adadığı şehrinde eski ve yeni karşıtlığı üzerinden eleştirisini yapar. Yerleşik düzenle, kurumlarla, gidişatla meselesi vardır. İtirazını muhteşem Roma üzerinden temellendirir.


Paylaş
Berkay Tokatlı

Başarısızlığı kabul edebilirim. Herkes bir şeylerde başarısız olabilir. Ama denememeyi asla kabul edemem. -Michael Jordan

Bir cevap yazın