Herşey bitmeye razı gibi…

Her şey bir çırpıda bitmeye razı gibi bakıyor gözlerime 

Tutunacak dalım kalmadı! 

Gene çaresiz gene anlamsız hayat böyle düşününce 

Arda bırakacaklarımı düşünüyorum gene 

Fazla bir şey mi?.. belki… 

Kaç tane gözyaşı akar ardımdan diye düşünürken 

Bunlari saymama on parmağım dahi gereksiz olduğunu anlıyorum.. 

 

Suyun ilk ateşle buluştuğu andaki sıcaklığını taşıyor, 

Yorgunlukla kamçılanan şu kalbim.. 

yaşamakla ölüm arasındaki o ince çizgide cambazlık yapıyorum bu aralar… 

Ayağım kayınca çığlıklar, düzgün yürüyünce ise alkışlar kopuyor bir yerlerden.. 

Kan görmek istiyor gözlerim, ya akmalı benden ya da akıtmalıyım bir yerlerden.. 

Ölüm istiyor bedenim ya da öldürmeliyim ruhsuz bedenleri.. 

Çığlık istiyor kulaklarım.. ya atmalı derinden ya da attırmalı derinlerden.. 

Gün ve gün ağlıyor içimdeki çocuk.. Gün ve gün kan kaybediyor… 

Yok oldukça içimde eriyor hayallerim… Ne yapmalıyım bilmiyorum.. 

Tüm renkler siyah benim için artık.. Ne yapsam renkli yaşayamıyorum.. 

Kan kaybediyor hayatım.. Can çekişiyor hayallerim.. 

Yaşamak zor geliyor artık bana.. 

Nerde hata yaptım diye düşündükçe batıyor her limanda gemilerim.. Gidiyorum.. 

Yaşamak istemiyorum artık aranızda.. Yanlış hayat doğru yaşanmaz.. 

Bilir misin uzanıp da yakalayamamanın ne olduğunu?.. 

Uzanırsın, engeller çıkar, tek tek aşarsın… 

Tam yakaladım bu sefer derken, elinin ucundan kayıverir bir daha yakalayamamacasına… 

Ben bıktım bu kısır döngüden… 

ya bitmeli bu işkence ya da bitirmeli beni ya istemeli beni ya da tamamen silmeli… 

Her geçen gün biraz daha acıyor canım.. her geçen gün biraz daha kan kaybediyor hayallerim.. 

Su alan bir gemi misali her geçen gün yavaş yavaş batıyorum… 

Yelkenim yok, yolcum yok.. Gemiyle birlikte batacak, hiçbir şeyim yok… 

Ne hayallerim ne umudum ne de yarınlarım… Kaçmak istersin hayattan.. 

Tek başına yaşamak karanlıklarda… yapamazsın.. bırakmazlar peşini… 

Onlar kovaladıkça sen kaçarsın… nereye olduğunu bilmeden.. 

Bir gün kazanacaksın diye inat edersin.. Kazanamazsın.. 

Sonunda yenilir, hayatlar içinden hayat seçersin.. sebebsizce yaşarsın ölmek isterken delice… 

Bilir misin iki arada kalmanın ne demek olduğunu? Adım atarsan ölecek, geriye dönsen yanacak gibisindir.. 

İkisinde de canın acır. Ama seçim yapmalısındır ve kurtulmalısındır bu kısır döngüden.. 

Kurtuluş yok kurtarmak yok.. acı var ama gözyaşı yok! 

Siyah-beyaz bir film içinde, rolü belirlenmiş hayatın dublörlüğünü yapmak ne kadar da anlamsız.. 

Umutsuz şu hayatımın tek rengi kan kırmızı.. 

Olmuyor işte renksiz olmuyor.. Kan ağlıyor kanımın her damlası.. 

Bir dilek tutarsın mumları üflerken.. bir yudum mutluluk, yaşam, yaşama direnci.. 

Aşk dilersin bir damla da olsa sevgi, sevdanın kıblesinin yanlış yerde olduğunu bilmeden.. 

Papatya falı gibi oynuyor kader ruhumla.. Kopardığı her yaprak incitiyor bedenimi.. 

Acıtmıyor beni, yaptığı ruhuma.. Biliyorum ruhum hastalanırsa iyileşmez bir daha.. 

Yarınsız, yolunu kaybetmiş pusula gibiyim… Çırpınıyorum.. 

Yapacak bir şeyler arıyorum ama bulamıyorum.. 

Son çarem de tükendi.. yalvarıyorum yardım edin diye ama haykırışım siyah bir boşluğa… 

Simdi gene bir elimde sigaram, mekanım duman altı, diğer elimde ise kırılmış kalbimin cam artıkları.. 

Aklıma gelen tek şey… Şimdi kan zamanı… 

 

Yaş yerine kan dolu şimdi gözlerim 

Gidiyorum tutunamadan düşüyorum

Giderken veda edebilecek bir insan bir eşyam dahi yok bu hayatta 

Ruhum da bırakıyor bedenimi herkes gibi… 

kalkıp gidiyor öldürüyor beni…

Paylaş

Bir cevap yazın