in ,

Hepimiz Satışçı Mıyız?

En samimi olduğumuz insanlara bile her zaman dürüst davranmıyoruz. Genelde iyi bir gerekçenin arkasına saklanarak yalan söylüyor ya da bir şeyleri gizliyoruz. Hepimizin sahip olduğu birden fazla reklam yüzü var ve hepimiz bir şekilde kendimizi pazarlıyoruz. Biraz itici bir söylem oldu ama durum maalesef bu. Niyetimizin iyi ya da kötü olması bir şey ifade etmiyor. Nihayetinde her ortamda aynı insan olmuyoruz.

Yani hepimiz olmadığımız biri gibi davranıyoruz.

Mu? Muyuz?

Gerçekten öyle mi?

Bazı şanslı insanlar aileleriyle arkadaş olabilirler. Ben de onlardan biriyim. Bu sayede ailemle aynı çizgide olmadığım tüm konularda rahatlıkla konuşabiliyorum. Doğrudan onların değerlerine ters olan düşüncelerimi bile çekinmeden dile getiriyorum. Fakat en ters olduğum konuları rahatlıkla konuşabilmeme rağmen daha basit konuları ailemden saklayabiliyorum. Çünkü üzülmelerini istemiyorum. Dolayısıyla zaman zaman olduğumdan daha mutlu, daha farklı görünmem gerekebiliyor. Sahteyse sahte!


Felsefe sevenle felsefe, bilim sevenle bilim konuşur; boş muhabbet sevenle de boş muhabbet yaparım. Spor konuşmayı sevene rastlamışsam konuyu değiştiririm. Çünkü dinlemeyi sevmediğim bir konuda konuşamam. Her neyse; bazen karşımdaki insan bu konuları konuşurken benden çok daha fazla bilgi sahibi olabiliyor. Eğer bu insanın sohbetten keyif aldığını görüyorsam, ben de ihtiyaç halinde hayal kırıklığına uğramaması için küçük yalanlar söylerim. Çünkü kafasında yarattığı Cihan’ı sevmiştir ve basit detaylar yüzünden bozması beni üzer. Yalansa yalan!


Çevremdeki insanların rahatlığına bağlı olarak küfürlü konuşmakta da sakınca görmem. Hedefindeki kişiyi (eğer kişiyse) kırma amacı gütmeyen, nefret gibi duyguları barındırmayan kötü sözler bence kötü değildir. Yani küfür, mizahi ya da durum belirtmek için kullanılabilir. Enerji olarak karşılığı olmadığı için kullanmakta ya da yanımda kullanılmasında sakınca görmem. Fakat tabii ki çevremdeki herkes bu konuya benim gibi bakmıyor. Dolayısıyla ben de sadece küfür ile eğlenebilenlere, bunu normal karşılayabilen hatta gülebilen insanların yanında bu şekilde konuşuyorum. Peki rahatsız olan insanların yanında neden konuşmuyorum?

Çünkü insanları rahatsız etmeye hakkım yok!

+ Güzel cevap. Biraz daha devam et.

Çünkü itici ve rahatsızlık veren bir insan olmak istemiyorum.

+ Aferin sana Cihan. İyi gidiyorsun. Şimdi birazcık daha derine.

Çünkü insanların bana nasıl baktığını, onlarda nasıl bir intiba bıraktığımı umursuyorum.

Peki ben neden sürekli bir şeyler yazıyorum?

Giderek daha iyi yazabilmek için mi? Bana keyif verdiği için mi? Biraz iyimser bir yaklaşımla okuyuculara bir fikir vermek için olabilir. İnsanlar benim gibi düşünsün istiyor da olabilirim. Yoksa insanları etkilemek mi istiyorum? Belki de sadece bir kişiyi etkilemek için yazıyorumdur?

Tüm samimiyetimle söylüyorum: Yukarıdaki her gerekçe, yazdığım içerikler için en az bir kere doğru olmuştur. Tabii bana her içeriğin ardından neden yazdığımı sorsaydınız bu cevapları alamayabilirdiniz. Farklı tavırlarımın hepsi reklam yüzü mü?


Mevlana’nın, sekiz yüz yıllık yolculuğa dayanacak kadar yer etmiş bir öğüdü vardı: Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.

Yukarıda anlattıklarıma bakarak Mevlana’yı kızdırıp kızdırmadığımı düşünüyorum. Bence yukarıdaki örneklerin hiçbiri sahte ya da samimiyetsiz değil. Her seferinde görünmek istediğim gibi görünmüşüm. Bence bunun da bir samimiyeti olmalı. Sanıyorum herkes bir şekilde başka insanların fikirlerini umursuyor. Sadece umursama dereceleri değişiyor. Yani umarım öyledir. Yoksa bu içeriği hazırladığıma çok pişman olabilirim :’)

Sonuç olarak Mevlana’yı çok kızdırmadığıma karar verdim. Ben olduğum gibi görünüyorum ama duruma göre olduğum insan değişiyor. Hiçbiri sahte ya da yanlış değil. Hepsi benim olduğum insanın bir parçası. Çünkü benzer durumlara, kişilerden bağımsız olarak, benzer tepkiler veriyorum. İçimin rahat olmasını sağlayan en önemli nokta da bu. Benzer durumlara benzer tepkiler veriyorum. Hiçbirinde karşımdakini yanıltmak gibi bir amaç taşımıyorum. Taşısaydım da her seferinde karşımdakinden çıkar sağlamaya çalışan bir insan olacaktım ve bu kez her fırsatta bunu yapacaktım. Yani kötü biri olurdum ama yine de farklı yüzlerim benim bir parçam olurdu.

Diğer yandan bir insana her zaman sahip olmadığım bir yönümü gösterdiysem onları hayal kırıklığına uğratmamak için olağanüstü bir çaba gösterdiğim de olur. Bir bakıma göründüğüm gibi de olabiliyorum yani.

Yazıya başlarken hepimizin satışçı olduğunu ve reklam yüzlerimiz olduğunu iddia edecektim. Yazarken sadece olduğumuz insanı sattığımızı fark ettim.


Küfürden rahatsız olanlara, küfürden keyif alabilenlere, ailesiyle her şeyi paylaşanlara, ailesinden bir şeyler saklayanlara, spor konuşanlara, spor konuşmayanlara, Simge Genç’e, Simge Genç olmayanlara ve samimiyeti tek bir kalıba koymayanlara selamlar.

Martılar ve Rap Muayenesi

2 Nota 1 Beste #29 – Bela – Hande Yener