in

Hasan Hoca

Karanlık bir koridor, kaybedilmiş bir kupa, çöpe giden emekler, erken yaşta bir takım için beyazlamış saçlar, dolu gözler, çaresiz adımlar,  umutsuz düşünceler ve rakip takımın soyunma odasından gelen şampiyonluk şarkıları sesi. Ağır adımlar atıyordu Hasan Hoca rakip takımın soyunma odasının önünden geçerken şöyle bir baktı odaya. Derin bir nefes alıp yürümeye devam etti. Ellerinden kayıp giden şey sadece bir kupa değildi. Takımın tek kurtuluş çaresi bu kupanın getireceği paraydı. Borç yatağında bir amatör takımı kurtuluşa erdirecek tek şeydi bu turnuvanın parası.Şimdi oyuncularına bile ödeyecekleri tek bir kuruşları bile yoktu. Soyunma odasının kapısını açtı. Futbolcular ve yardımcıları onu bekliyordu. Odaya girip şöyle bir baktı herkesin gözlerinin içine. Boşa giden emeklerini düşündü. Odada herkes  Hasan Hoca’nın sessizliği bozmasını bekliyordu. Gözlerini kapattı Hasan Hoca ve kafasını hafifçe yukarıya doğru kaldırdı. Rakibin söylediği şampiyonluk bestelerinin sesi onların soyunma odasına kadar geliyordu. Ağlamamak için zor tuttuğu gözlerini yavaşça açtı Hasan Hoca ve işaret parmağıyla rakibin soyunma odasının olduğu yeri gösterdi. ‘Duyuyor musunuz beyler?’ Kısık sesini biraz daha yükseltip tekrar aynı cümleyi kurdu. ‘Duyuyor musunuz?’ ve aynı cümleyi üçüncü kez kurduğunda bütün koridor onun sesiyle inledi ‘ Duyuyor musunuz ?’ diyip yanındaki duvara sert bir yumruk attı. Bu yumruk onu birazcık rahatlamıştı belki de sesi tekrar alçaldı. İşaret parmağıyla tekrar şampiyonluk besteleri söyleyen rakiplerinin soyunma odasını gösterdi. ‘Sizce bu besteleri neden biz söylemiyoruz bu sevinci biz yaşamıyoruz da onlar yaşıyor?’ Sesi hafiften yükselmeye başlamıştı yine.

– Cevabını ben size vereyim beyler: Çünkü onlar bizden daha çok istediler. Bu kupayı kazanmayı da bu parayı almayı da bu maçta galip gelmeyi de bizden daha çok istediler. Bir maçta en çok isteyen kazanır. Başarmak istemektir. İstemediğimiz hiçbir şeyi başaramayız bu hayatta. Sadece istediklerimiz için mücadele ederiz ve bir şeyi en çok isteyen en iyi mücadeleyi ortaya koyar.

Konuşurken söylediği her kelimede sesinin tonu biraz daha artıyor ve koridor onun sesiyle inliyordu. Sesi neredeyse karşıdakilerin sesini bastırıyordu. Derin derin nefes alarak son verdi konuşmasına ve ‘dağılabilirsiniz başkanla konuştuktan sonra tekrar sizinle bir toplantı yaparız dedi’ Futbolcular ve diğer görevliler tek tek boşaltıyordu odayı. Sadece iki kişi kalmıştı odada. Hasan Hoca ve baş yardımcısı Engin Hoca. Bir süre bakıştı bu ikili.  ‘Şimdi ne olacak abi’  diye sordu Engin.Sesinde umutsuzluk ve çaresizlik kokuyordu. ‘Bilmiyorum ama büyük ihtimalle takım battı. Bir şekilde son ödemeleri yapıp bizi de yollarlar. Oyuncularında sözleşmeleri bitti zaten ve sanırım ikimizde işsiz kaldık bu para takımın tek çaresiydi.

Hasan Hocanın telefonu çaldı ve başkan Hasan Hocayı yukarda odasında bekliyordu. Yüzüne su vurup yukarıya çıktı, odanın kapısını çalarak içeri girdi.

– Hasan Hocam. Az önce sahada  kaybetmenizin sonucunu ve bizim için yarattığı sorunu biliyorsun değil mi?

– Evet başkanım.

– Öyleyse battığımızı oyunculara verecek paramız olmadığını toplarımıza bile haciz konulduğunu sizin ve yardımcılarınızın hatta benim bile işsiz kaldığımı söylememe gerek yok değil mi, Borçlardan kurtulmamızın son ve tek şansını az önce bitirdiğinizi anlatmama gerek yok değil mi Hocam?

– Başkanım bir şekilde önümüzdeki sezonda da sahaya çıkmalıyız hem para ödülü daha büyük.

– Anlamıyorsunuz sanırım Hasan Hocam toplarımıza bile el konulacak ve bütün futbolcularımız şehri bile terk etmiştir. Elimizde tek bir futbolcu bile yok.

– Bu sezon sizin için on sekiz tane futbolcuyu bulabilirim ve sizden tek kuruş para bile istemiyorum sadece top gerekiyor bana. Hayallerine önem veren bir insanım ve bu takımı borç batağından çıkartmak hayallerim arasında. Hayalime engel olmayın. Sizden tek kuruş istemiyorum başkanım sadece sizinle beraber kupa kaldırma hayalime engel olmayın takımı da ben kuracağım. Söz veriyorum başkanım bu sezon o kupayı kaldıracağız.

– Önüme futbolcu listesi koyman için sadece iki günün var.

Kapıdan çıktı ve başını ovalamaya başladı Hasan Hoca. Onu kapıda bekleyen Engin koşarak yanına geldi ve elini öpmek için eğildi ‘Hakkını helal et abi’ diyecekti takım battığına göre artık Hasan Hocayı beklide hiç göremeyecekti. Engin’ in kafasını kaldırıp ‘Yürü gidiyoruz’ dedi.

Yolda Engin’e anlattı her şeyi. Onunla beraber olup olmadığını sordu. Para almayacak olmaları Engin’in canını biraz sıkıyordu ama yine de kabul etmişti teklifi. İki deli bir yola çıkmışlardı ama nasıl bir yol, bu yolun sonu nereye varır? İkisi de bilmiyordu.

Bir mahallede bir futbol sahasının yanına gelip tellerden futbol oynayanları izlediler.

-Neresi abi burası niye geldik?

-Burası benim yetiştiğim yer. Hani takıma ilk geldiğimde demiştim ya Engin bu hayatta iyi anladığım tek şey futbol ama ne okuluna gittim ne eğitimini aldım diye. İşte burada öğrendim futbolu.Sokak kenarındaki bu sahada. Futbolun kalbi sokaktır takımı buradan kuracağız.

-Abi iyi misin sen? Ligde oynayamaz bunlar. Orası sokağa benzemez.

-Ligdeki hangi takımın oyuncusuna gitsek parasız oynamayı kabul etmez. Ama bu çocuklara ödeyeceğimiz tek ücret hayalleri olacak, onlarla beraber hayal kuracağız ve o kupayı isteyeceğiz. Unutma Engin en çok isteyen kazanır, en kusursuz hayal kuranın hayali gerçek olur. Takımı buradan kurmak zorundayız.

Düşünceli bir şekilde Hasan’a baktı Engin fakat gülümseyerek kafasını salladı. Sahaya girdiler beraber buradaki herkes tanıyordu Hasan Hocayı. On görünce hepsi çok mutlu oldu ve Hasan ağabeyleri onlara çok büyük bir fırsat sunuyordu. Futbol hayat demekti bu çocuklar için. Her gün sabah çıkar akşama kadar topun peşinde koşarlardı. Bir turnuvaya çıkacaktı şimdi bu çocuklar. Bir takımda oynayacak ve Hasan ağabeylerinin hayalinin peşinden bir hayal kuracaklardı. Defalarca söylemişti Hasan Hoca onlara ‘ kupayı alınca  parayı doğrudan takıma vereceğiz bilginiz olsun’ Para hiç birinin umrunda bile değildi. Onlar sadece kurdukları bir hayal peşine futbolun peşine koşuyorlardı ve gerçekten o kupayı kazanmak istiyorlardı.

Takım büyük bir performansla yine finale kadar yükselmeyi başardı. Maçın ilk devresi beraberlikle sonuçlanmış ve takım çok iyi bir oyun koyamamıştı ortaya. Devre arası konuşmasını yapmak için oyuncular soyunma odasında Hasan Hocayı bekliyordu.Yine aynı koridorda yürüyordu Hasan. Geçen sezon geldi aklına kaybettikleri kupa, yıkılan hayalleri ve çöpe giden emekleri tekrar aynısının olmasını istemiyordu ve tekrar aynı şeylerin  olmasına izin vermeyecekti. Hızlıca girdi soyunma odasına:

– Evet beyler. Kısa kesiyorum: Sadece bu maçı kazanmak isteyin ve kazanma isteğiniz gözlerinizden okunsun. Başarı kendiliğinden gelecektir. Takım sahaya çıktı ve ikinci yarının ilk düdüğü çaldı. Hasan’ın eli ayağı titriyordu. Son dakikaya kadar beraberlik bozulmadı ve o an. Maçın bitimine saniyeler kala bir serbest vuruş. Topun başına Berk geçti.Kapattı gözlerini Berk topa vurmadan önce.O kupayı kazandıkları anı düşündü kupanın ellerinde yükseldiğini hayal etti ve hakemin düdüğüyle birlikte gözlerini açıp topa mükemmel vurdu. Ve işte gol işte galibiyet Hasan ve Engin ne yapacaklarını nasıl sevineceklerini şaşırmıştı. Kupa parası takımı batmaktan kurtarmış ve Hasan’ın getirdiği bu futbolcular takımın daimi futbolcusu olarak sözleşmeler imzalamışlardı Hasanla da bir sözleşme imzalandı. Fakat bence bunların hiç birisi önemli değildi. Önemli olan tek şey bir avuç insanın hayallerine ulaşmasıydı. Önemli olan şey insanların bir hayal altında toplanıp bir şeyler yapabileceğini görmekti. Unutmamak lazım bir şeyi en çok isteyen ona sahip olur, en kusursuz hayal kuran hayallerine ulaşır ve kendine en uygun en gerçekçi hedefi belirleyen hedefine ulaşır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çoban Yıldızı

İnsanların Önce Kalbi Mi Ölür Yoksa Bedeni Mi?