in ,

Furkan Kaya Röportaj

Öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Furkan Kaya kimdir?
 
İnsanlar beni spor markam Ağırsağlam (www.agirsaglam.com) ile tanıyor ve hayatımın hep spor odaklı olduğunu sanıyorlar ancak ben bir mühendisim. Ağırsağlam da benim için insanların doğru spor bilgisi alabilecekleri bir girişim.
 
Ulusal ve uluslararası müsabakalarda yarışsam da kendimi tanımlarken sporculuğun üzerine eğitmenliği ve girişimciliği koymalıyım. Benim için iyi hocalar spora tutkundur, daha iyileri ise öğretmeye.
 
Eğitmen ve yazar bir babanın oğluyum, öğrenmeyi ve paylaşmayı Ağırsağlam’ dan önce de yapıyordum, tıpkı babam gibi emekli olsam da devam edeceğimi düşünüyorum.

Bilmeyen kişiler için Ağırsağlam’ı kısaca açıklayabilir misiniz?
 
Ağırsağlam bir spor sitesi. Sporcular ve sağlıklı yaşamak isteyen sıradan insanlar için vücut geliştirme ve kuvvet kondisyon üzerine video ve yazılı içerikler üretiyoruz.
 
İçeriklerimiz tamamen ücretsiz ve ücretsiz bilgi içeriğinde oldukça iddialıyız. Gönül rahatlığıyla pazarı domine ediyoruz diyebilirim. Bunun yanında profesyonel koçluk hizmetlerimiz de var ve bu alanda da Türkiye’de ekibimizin fark yarattığını söyleyebilirim.

AğırSağlam’a başlamaya nasıl karar verdiniz?
 
Başlangıçta bir bilgi platformu olma gayemiz yoktu. Youtube’de eğlenmek için bir şeyler yapmak istedik ve sporu sevdiğimiz için sporla başladık.
 
Daha sonrasında insanların spor konusunda bir şeyler öğrenmeye aç olduğunu gördük, zira özellikle o dönemde elle tutulur pek fazla içerik bulunmuyordu. Bunun üzerine Ağırsağlam kanalı eğlenceden spora ve ücretsiz bilgi paylaşmaya doğru yön değiştirdi ve bu alanda konumlanmaya başladık.
 
Benim için sporun olgun ve başarılı bir birey için ne kadar önemli olduğunu fark ettirebilecek bir yayın olmayışı, bir problemdi. Ben bunu kendim keşfetmek zorunda kaldım ama izleyicilerimizin hızlıca bu bilince ulaşmasını umarak Ağırsağlam’ı devam ettiriyorum.

Fitness ile tanışmanız nasıl oldu ve bu sporu profesyonel boyutta yapmaya nasıl karar verdiniz?

Spor bir şekilde hep hayatımda olmuştu, lisede futbol, üniversitenin başında karma dövüş sanatları ile ilgileniyordum. Fitness de öyle veya böyle şınav çekmek dahi olsa bu süreçlerde benimle beraberdi. Fakat vücut kompozisyonunu ön plana alarak, vücut geliştirmeye daha sonra karar verdim.

Birincisi kuvvet ve kondisyon çalışmadan performans sporları yapmak çok zor. Ne yazık ki ülkemizde kuvvet ve kondisyon çok fazla bilinmiyor ama bir futbolcunun veya bir yüzücünün aslında fitness ile yakından ilgilenmesi gerekiyor.

İkincisi de artık dövüş nedeniyle her tarafım dağılmış şekilde okula gitmekten ve insanların “serseri” imalı bakışlarından sıkılmış, daha sakin bir spor olan fitness veya ağırlık kaldırma sporuna yönelmiştim.

İlerleyen süreçte Powerlifting ve Strongman müsabakalarına katılarak “profesyonel” oldum. Bu sporlar amatör branşlar olduğu için burada pek fazla profesyonellikten bahsedemeyiz. Daha çok hobi amaçlı diyebiliriz.


Sizi fazlaca seven ve yaptığınız işi destekleyen büyük bir kitleniz var, bunun yanında, bir o kadar da olumsuz eleştirilerde bulunan insanlar var. Bu kötü yorumların sizi, olumlu veya olumsuz yönde etkilediği oluyor mu?
 
Bir sektörde köklü bir değişiklik yapmak istiyorsanız buna hazır olmanız lazım, yoksa kimse sizi ciddiye almıyor demektir. 20 yaşımda ilk videolarımı çekerken bazen kötü yorumları veya direkt diliyle veya eliyle engellemek isteyenleri görüp üzülüyordum. Ancak şu anda baktığımda bundan büyük memnuniyet duyuyorum. Bir şeyler yaptığımızı gösteriyor ve biz her zaman sporu en iyi şekilde anlatmaktan başka bir şey yapmıyoruz. Fitness sektöründe birçok yanlış var, doğru yapılanarak bunlara verimli alternatifler sunup yalnızca da fitness içerisinde kalmayarak büyümek istiyoruz.

AğırSağlam olarak her pazar takipçilerinizle buluşarak, açık alanlarda hep birlikte spor yaptığınız etkinlikler düzenliyorsunuz. Böyle bir etkinlik düzenlemek nerden aklınıza geldi? Bu etkinliklere katılan takipçilerinizden öğrendiğiniz veya etkilendiğiniz bir şey oldu mu?

Her zaman nasıl daha fazla spor hizmeti üretiriz diye düşünüyoruz ve “hardiyo” da bunun bir örneği. Yalnızca internet üzerinden değil, yüz yüze de onlarla iletişimde olmamız bize çok şey öğretti. Özellikle izleyicilerinizin kim olduğunu ve hangi problemlere sahip olduklarını onları kanlı canlı gördüğünüzde daha iyi anlayabiliyorsunuz. Sordukları bazı sorular direk video konusu hatta yepyeni bir proje oldu.

“Ağırsağlam Koçluk Hizmetleri” adı altında bir uzaktan eğitim programınız var. Günümüzde, uzaktan eğitim almak isteyen kişilerin önünde sayısız seçenek ve hoca var, ancak siz, en çok tercih edilen birkaç uzaktan eğitim programlarınızdan birine sahipsiniz. Bu noktaya gelene kadar rakiplerinizden farklı yaptığınız şeyler nedir?
 
Uzaktan eğitim tüm dünyada yeni ve kötü bir algıya sahip. “Uzaktan eğitim mi olurmuş” algısı halen yalnızca sporda değil, birçok alanda yaygın. Ancak görüyoruz ki günden güne hemen hemen her alanda uzaktan eğitim alabileceğiniz opsiyonlar çıkıyor. Ben bizzat bu tip eğitimler ve kurslardan çok şey kattım kendime ve gelecekte eğitimin zaten bu şekilde yürüyeceğini düşünüyorum. Uzaktan eğitimi daha az maliyetli ve kaliteli bir hizmet olarak görüyorum.
 
Ancak uzaktan fitness eğitimi veren her eğitmen bunun bizim kadar farkında değil ve kurumsal yaklaşmadığı için biz çok daha farklı ve kaliteli görünüyoruz. Hazırladığımız 500’den fazla video ve 100’den fazla makale de zaten alanımıza ne kadar hakim olduğumuzu göstererek güven veriyor. Satış ve pazarlama çalışmalarımız da kurumsal olunca neredeyse rakiplerimizle adil bir rekabetimiz bile kalmıyor.

Her geçen gün biraz daha azalsa da, ülkemizde bu spora karşı bir ön yargı mevcut; boy uzamaması, vücudun aşırı derece yorulduğu, gıda takviyeleri vb. gibi şeyler. Fitness ve vücut geliştirme üzerinde olan ön yargılar hakkında bir profesyonel olarak sizin düşünceleriniz nelerdir?
 
Ne yazık ki fitness Avrupa ve Amerika kıtasında bir yaşam tarzı olmuşken bizim ülkemizde halen moda olarak uygulanıyor. Yapan insanlar da bir bilinç doğrultusunda değil de moda olduğu için yapıyor ve bu yüzden Ağırsağlam gibi çalışmaların mücadeleleri çok önemli. Biz gerçekten spor yapan ve sporun felsefesini alabilmiş nesiller yetiştirmek istiyoruz. Maalesef bu büyük yük bize kalıyor.
 
Daha çok çalışarak yalnızca internette değil; sokakta ve evlerin içinde de bu bilinci aşılayacak çalışmalar yapmalıyız. Ben bizzat ilerleyen 20 sene için bu vizyonun adımlarını planlıyorum.

Fit bir vücuda sahip olmanın günlük hayatta bir getirisi ve avantajı oluyor mu? Başınıza böyle bir durum geldi mi?

Kesinlikle sağlıklı, güçlü ve estetik bir vücudunuzun olması başta size vereceği özgüvenden dolayı çok önemli. Daha enerjik olmayı ve çevrenin birtakım pozitif ayrımcılığını bir tarafa bırakıyorum; spor insanın bilincini şekillendiriyor ve hayatı dolu dolu yaşamanızı sağlıyor.

Hayat kalitenizi artırmak için yapabileceğiniz en basit ve en verimli şey daha çok para kazanmak, daha iyi bir iş veya posta adresi değil; fit ve güçlü olmak. Bunu deneyimleyemeyene anlatamayız. Keşke bir rapor sunarak bunu yapabilseydim ama insanların bunu bilinçle ve sabırla denemesi lazım. Sonrasında zaten bırakmaları mümkün olmayacaktır.

Yaptığınız meslek gerçekten zor ve rekabet derecesinin yüksek olduğu bir meslek. İşinizin zorluklarından biraz bahsedebilir misiniz? Disiplininizin ve motivasyonunuzun devamlılığını nasıl sağlıyorsunuz?
 
İçinde bulunduğumuz çağda artık rekabetin olmadığı pek bir alan yok. Uzaya koloni kurmak istersiniz, yine rakibiniz çıkar.
 
Zorluk kısmında ise bence her şey bakış açımıza bağlı. Aynı örnekten devam edeyim, bizim için imkansız olan şey Elon Musk ve Jeff Bezos için günlük uğraş.
 
Bu yüzden ben çok keyifli ve çok az rekabet içerisinde olduğumuzu düşünüyorum. Keşke daha fazla kaliteli spor platformu olsaydı da çıtayı çok daha yükseltmek zorunda kalsaydık. Ancak bu madalyonun diğer yüzünde, daha iyi bir vücut sahibi olarak daha fazla kitleye ulaşacağını düşünen bir antrenör olsaydım evet çok zor ve çok rekabetle uğraşırdım.
 
Bazen yalnızca daha iyi stratejiye ihtiyacınız var.

Sizi çok etkileyen ve hayatınızı buna göre şekillendirdiğiniz bir söz var mı?
 
“If you can’t, you must!” yani “Yapamıyorsan, yapmak zorundasın!”
İlk kim söyledi bilmiyorum lakin ben hocam Paul Chek’ten duymuştum.
Tıpkı bir üst soruda yanıt verdiğim gibi, bizim için çok kompleks olan bir şey bir başkası için çantada keklik olabilir. “Olmuyor”, “olmaz”, “zor” demeden önce doğru pencereden bakmaya akıl yorarsak ve gerekeni yaparsak hayat bizim için çok daha anlamlı ve basit olacaktır.

Öte yandan bunu yapmak yerine korkumuza yenilip geri çekilirsek muhtemelen aynı problemleri tekrar tekrar yaşayarak hayatı eksik deneyimleyeceğiz.

İlham aldığınız veya idol olarak gördüğünüz kişiler var mı?
 
Kesinlikle. O kadar fazla ki. Hepsini bir gün ziyaret ederek teşekkürümü ileteceğim. Öncelikle babam benim için çok büyük bir yol gösterici olmuştu. Attığım her adımda onun izlerini görebiliyorum. Bunun ardından Paul Chek ve Elliott Hulse benim için bir hocadan fazla idiler.

Bunlar dışında şu an paylaşmak istemediğim birçok politikacı, sanatçı, yazar ve tarihi figür bulunuyor. Paylaşmama sebebim de bende kalsın. 🙂

Spor hayatınız boyunca yaşadığınız en mutlu ve en zor anı bizimle paylaşır mısınız?
 
Büyük küçük her başarı veya başarısızlığımdan dolayı çok mutluyum. Fakat bir tanesi var ki burada anlatmazsam olmaz.
 
2017 Kasım ayında Rusya’da Powerlifting GPA Dünya Kupası için bulunuyorduk. Ben Dünya rekoru bekliyordum, nispeten zayıf bir rekor vardı ve kolayca kırabilirdim. Doğum günüme 10 gün kalmıştı ve genç kategorisinden katıldığım son yarışma idi. Yani bunun ardından rekor kırmak için muhtemelen yıllarca beklemem gerekiyordu. 🙂
 
Bench Press’in ardından gayet iyi bir skorum vardı ve en güvendiğim egzersiz Deadlift’i yaparak kolayca rekora ulaşabilirdim.
 
3 hakkımın ilkinde çok basit bir kaldırış verdim, defalarca yaptığım bir ağırlıktı. Ancak hayatımda hiç yapmadığım teknik bir hatadan geçersiz sayıldı.
 
2. denemede tekrarladım, bu sefer başka bir şeyden geçersiz sayıldı. Bunlar hiç benlik hatalar değildi, sanki dünya ayağımın altında kayıp gidiyordu.
 
Ben bu kaldırışı yapamazsam takım olarak da puanımız düşecekti ve Türk milli takımı olarak da iddialıydık.
 
3. denemede ağırlık artırdım. Rekoru kırmaktan başka bir şey yoktu kafamda. Fakat bu sefer de yine benzer bir hareketten dolayı dengem bozuldu ve ağırlığı tutamadım.
Dolayısıyla rekoru kıramamış olarak bekliyordum. Madalya töreninde uyuyakalmış çıkmamıştım bile. Daha sonrasında adım çağırıldı ve arkadaşlarımdan birkaçı beni uyandırdı. Meğer Bench Press’ten dolayı madalya almıştım ancak onu tamamen unutmuştum. Böylece elim boş dönmemiş oldum.

Son olarak röportajımızı, genç sporcularımızın belki kendine bir ders çıkarmasını sağlayabilecek bir soruyla bitirmek istiyoruz.
 
Yurtdışındaki sporcuları, spor kültürünü yakından tanıma fırsatınız oluyor. Türkiye’deki sporcuların dünya çapında başaralı olabilmesi için yurtdışındaki sporculardan pozitif yönde neler alması gerekiyor?

Bizim Türk sporcuları olarak çok fazla potansiyelimiz var. Ancak vizyonumuz çok dar. 2 senelik planlar yapıyoruz maksimum ve tecrübesizliğimiz bir şeylerin hızlıca olacağını sanmamıza neden oluyor. Başarıyı değil, konuşmayı seviyoruz ve tabiri caizse “wannabe – özenti” sporcularız.

Kendimizi bizim gibi tecrübesiz sporcularla değil en iyilerle kıyaslamamız lazım.

Konuşmayı değil çalışmayı sevmemiz lazım.

Gördüğümüz aynı şeyleri yapıp durmak değil, sorgulayarak en efektif yolunu araştırmalıyız.

2 yıllık değil, 20 yıllık planlar yapmayı bilmemiz lazım.
İşte o zaman küçük hesaplardan ihtilafa düşmeyecek, birbirimizi geliştirerek ilerleyeceğiz.
 
Hayallerimiz kesinlikle imkansız değil ama peşinden yeterince akıllı ve sabırlı şekilde koşmadığımız için henüz orda değiliz. Başka da bir formül yok.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Kavaklar

Bulut