in ,

Seçeneklerin Doğası

Seçeneklerimize bakıp karar vermek özgürlük mü? Yoksa seçenekler sadece kısıtlandığımız alanı mı genişletiyor? Şimdiden söyleyeyim; bu soruya kesin bir yanıt vadetmiyorum. Yine de daha yakın olduğum bir düşünce var.

Hayatımız bir bakıma aldığımız kararların uygulanma biçimidir. Seçeneklerin içerisinde bizim için en iyisi neyse ona yöneliriz. Fakat bazen seçenekler bizi yanıltmak için özenle sıralanmış gibidir. Sanki kararı biz almıyoruz da manipüle ediliyoruz gibi olur. Biz de çoğu zaman farkında olmadan önümüze açılan yola gireriz. Yol kendiliğinden açıldığı için arkasında amaç aramayız.

Bazen önümüze seçenekleri sunan bir insandır. İnsanlar bize seçenek sunduğu zaman hemen sorgularız. Arkasında bir amaç ararız. Hayat bize seçenek sunarken düşünmediğimizi düşünmeye başlarız.

“Ne istiyor benden?”

Basit bir örnekle anlatmaya çalışayım. İlkokul çağında bir çocuk ve annesi arasında şöyle bir konuşma geçsin;

“Bilgisayarı açmak istiyorsan önce ödevini yapmalısın.”

Anne, çocuğu ödev yapmaya zorlamıyor. İki seçenek sunuyor. “Ya bilgisayardan vazgeçip ödevden kurtulacaksın ya da ödevini yapıp oyun oynayacaksın.” diyor. Sizce çocuğun yaklaşımı ne olur?

Annenin sunduğu seçeneklerin arkasındaki amaç çok bariz. Çocuğunun ödevini yapmasını istiyor. Biz de benzer şekilde sürekli hayatımızla ilgili kararlar alıyoruz. Kaderci bir insan değilim ama bazen durup düşünüyorum. Geldiğim yer, her nere ise, tamamen bana mı ait? Yoksa örnekteki çocuk gibi yönlendiriliyor muyum? Hayatımla ilgili kararlar alırken önümdeki seçenekleri bana bir insan sunsaydı aynı kararları alır mıydım?

Çok sevdiğim, klasikleşmiş, bir sohbet başlangıcı vardır. “Daha önce yaşamış üç insanla tanışma hakkın olsa kimleri tercih ederdin?”

Leonardo da Vinci benim tercih edeceğim üç isimden biridir. Çünkü Leonardo’nun muazzam bir hayal gücü vardı ve hayal ettiği her şeyi gerçekleştirebileceğine inanıyordu. Yaşadığı dönemde akla gelebilecek hemen hemen her konuda çalışmalar yaptı. Her şeyin doğasını anlamaya çalıştı. En çok da kendisinin…

Leonardo, hayatını bilim ve sanata adarken bir yandan da kendi amacını aradı. Bir amacı olduğuna ve bunu bulduğuna inanıyordu. Ölüm kapısını çaldığı zaman söyledikleri bunun en büyük kanıtıydı. Maalesef amacını tamamlayamadığına inanarak son nefesini vermişti;

“Çalışmalarım olması gereken kaliteye erişemediği için tanrıyı ve insanlığı gücendirdim.”

Leonardo’nun kendine yüklediği amaç tam olarak neydi bilemiyorum. Birçok eserinde yüzyıllar sonra çözülebilen detaylar ve bu detaylara gizlenmiş mesajlar bıraktı. “Son akşam yemeği” tablosundaki muhteşem matematiğin altında çok çeşitli iddialar olduğu da söyleniyor. Tabii bir de en ünlü tablosu “Mona Lisa” var. Hâlâ üzerindeki sembollerin çoğunun anlamını çözemedik. Sırrı çözülse insanlığa katkıda bulunabilecek fikirler barındırıyor mu ondan da emin değilim. Yine de bildiğimiz bir şey var: Da Vinci çok uzun süre o tabloyu yanından ayırmadı. Özellikle onun gibi biri için çok ilginç bir durumdu. Çünkü Da Vinci, her şeye merak duyduğu için hiçbir şeyi hayatının merkezine koyamazdı. Buna rağmen Mona Lisa onun kıymetlisiydi. Peki gelelim büyük soruya,

Çok meraklı bir çocuk olan Leonardo’ya on beş yaşındayken bir denizci gelip;

“Leonardo, yeğenim ben gemiye çıkacağım. Kısmetse Amerika’yı keşfedip geleceğim. Evet, adını şimdiden koydum. Neyse, geliyor musun gelmiyor musun?”

Deseydi ve genç Leonardo’nun hayatına bir seçenek daha ekleseydi, yanından hiç ayırmadığı Mona Lisa yanında olur muydu? İnsanlığa bıraktığı icatlar, fikirler aynı olur muydu? Daha da önemlisi; bulduğuna inandığı yaşam amacı aynı olur muydu?


Hayatın size sunduğu yollara şöyle bir bakın. “Benden ne istiyor acaba?” diye bir düşünün. Belki arkasında bir amaç görürsünüz. Birine ait bir amaç olarak söylemiyorum. Tesadüflerin sizi sürüklediği bir amaç olarak da bakabilirsiniz. Yani yaşadığınız her şeyin oluşturduğu düzen ve bu düzenin sizi ittiği bir yol vardır. Asıl önemli olan; o yol gerçekten sizin olmak istediğiniz yol mu onu anlamaktır.

Bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Büyüyünce Gamer Olucaz Podcast Kapak Fotoğrafı

Büyüyünce Gamer Olucaz – #1 İsim Şehir

Bistro Tekten – Bölüm 3 – 18 Nisan 2020

Bistro Tekten – Bölüm 3 – 18 Nisan 2020