Endişelendiğiniz ve Korku Duyduğunuz Şeyler Aslında Asla Gerçekleşmeyecek

Endişelendiğiniz ve Korku Duyduğunuz Şeyler Aslında Asla Gerçekleşmeyecek

Amerikalı cerrah ve psikiyatr William Samuel Sadler, 1915 yılında “Endişe ve Sinirlilik” adlı kitabında, endişeyi belirli bir korku üzerine bağladıktan sonra “ilgiyi gevşetememe” olarak nitelendirdi. Tüm insanlar olumsuz ve sıkıntılı düşünceler yaşamaktadır. Ancak Sadler, endişeyle ilgili zihinsel “rahatsızlıkları” olanlar için, bu olumsuz düşüncelerin daha sert olduğunu ve nihayetinde hastayı dengesiz yapabileceğini belirtti.

Psikologlar ve psikiyatristler,  Sadler’ın bundan tam 104 yıl önce ortaya koyduğu bu düşünceleri,  bugün hâlâ birçok dilde kullanıyor. New York merkezli bir klinikte psikolog olan ve Uluslararası Bilişsel Terapi Dergisi’nin editör yardımcısı Robert Leahy, “Endişe insan doğasının bir parçasıdır.” diyor. Eğer insanlar endişelenmeselerdi, yaşamın zorluklarını önceden tahmin edip hazırlanamazlardı ama “Bazı insanlar için endişe ezici olmaya başlıyor” diyor. “Çok endişelenen insanlar depresyona girmeye meyillidir; Kendinizi yaşam üzerindeki bu olumsuz bakış açısına endişelendirebilirsiniz.”

Dünya genelindeki sorunlar ve olaylar ele alındığı zaman, insanların endişe duyması normal olarak görülebilir. Bu çok normal. Ancak, Behaviour Therapy dergisindeki yeni bir çalışma, insanların endişe duydukları şeylerin çoğunun, asla meyve vermeyeceğini ortaya çıkardı.

Araştırma için, Penn Eyalet Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, genel endişe bozukluğu (GAD) olan 29 kişiden, bir ay boyunca endişelendikleri her şeyi yazmalarını istedi. Çalışma ayrıca katılımcılarının endişelerinin sonuçlarını da kaydetti.

Araştırmacılar, insanların endişe duyduğu olayların %91’inin asla gerçekleşmediğini tespit etti. Çalışmadaki birçok insan için endişelendikleri şeylerin hiçbiri gerçekten olmadı ve yaşanmadı.

Çalışma, bir kişinin endişesinin gerçeğe dönüştüğü nadir durumlarda bile, sonucun kişinin korktuğundan daha iyi olduğunu belirtti. Endişelerinin büyük ölçüde temelsiz olduğuna dair bu kanıtlar, katılımcılara sunulduğunda, araştırmadaki kişilerin çoğunun kaygı semptomlarında iyileşme yaşandı.

Amerika Anksiyete ve Depresyon Birliği’ne göre, kabaca 6,8 milyon Amerikalı ( Amerika nüfusun yaklaşık %3’ü) GEB (Genel Endişe Bozukluğu) hastalığına sahip. GEB, en az altı ay boyunca endişelenmeyi “olmadığı günlerden daha fazla” olarak kontrol etmenin zor olduğu ve ayrıca sinirlilik, artmış kalp atış hızı, uyku problemleri veya konsantrasyon bozukluğu gibi semptomlar yaşamak olarak tanımlanır.

Penn State Anksiyete ve Depresyon Araştırma Laboratuvarı müdürü Michelle Newman “Endişe bozukluğu olan insanlar, endişelenme eğiliminde olduklarını anlıyorlar, ancak kötü şeylerin olabileceği ihtimali üzerinde yoğunlaşmaya meyilliler.” diyor. Ayrıca, GEB hastalığı olan insanlar tekrar tekrar aynı endişe ile yüzleşme eğilimindedir. “Onlara, korktukları sonuçların, düşündükleri kadar sık olmadıklarını kanıtlayarak – ve olsa bile, sonucun beklenenden daha iyi olduğunu, endişelenmenin yardımcı olmadığını görmelerine yardımcı olabilirdik.” diyor Newman.

Çalışmasının bulguları, psikoterapistler tarafından uzun süredir devam eden iki teoriye destek veriyor: Birincisi, sürekli endişe yaşayan insanlar arasında, bu endişelerin çoğunun gerçekleşmesi muhtemel değildir. Ve ikincisi, insanlara kanıtlar eşliğinde endişelerin gerçekleşmediğinin sunulması, endişelerinin azaltılmasına yardımcı olabilir.

“Kendine kötü bir şey olacağını söyleyip duruyorsun ve en kötü sonucu tahmin ediyorsun ama aslında, tahmin ettiğin kötü şeyler asla gerçekleşmeyecek.”

Penn Eyaleti araştırması sadece 30 gün içinde kanıtlanabilecek veya ispatlanabilecek endişeleri içeriyordu; “Sınavda başarısız olacağım için endişeleniyorum” gibi şeyler veya “Asla doğru kişiyle tanışmayacağım için endişeliyim.” gibi şeyler değil. Yine de insanlara, kısa vadeli korkularının büyük oranda geçersiz olduğunu kanıtlamak, toplam kaygı yüklerini azaltmaya yardımcı olabilir. “Bir kişiye kanıtlara bakın diyebilirsiniz.” diyor Newman. Kendine kötü bir şey olacağını söyleyip duruyorsun ve en kötü sonucu tahmin ediyorsun ama aslında, tahmin ettiğin şeyler kötü şeyler asla gerçekleşmeyecek.

Teşhis edilebilir bir anksiyete bozukluğu olmayan insanlar için bile, Newman’ın deneyi yardımcı olabilir. Leahy, “Endişelerinizi veya olumsuz tahminlerinizi yazın ve bunları test edin – ne kadar doğru olduklarına bakın.” diyor.

Leahy’nın The Worry Cure adlı kitabında anlattığı bir başka endişe azaltıcı teknik ise, endişe etmek için her gün bir zaman aralığı ayırmak. Kulağa garip gelebilir, ancak birçok kişi kendilerine gelmek için belirli bir zaman ve yer belirlemişlerse, endişelerini gidermeyi daha kolay buluyorlar. “Yani her gün saat 3’te oturup tüm endişelerinizi düşüneceksiniz.” diyor. Bu taktik yalnızca insanların gündüz kaygısından kaçmalarına yardım etmekle kalmaz, saat 3’e geldiği zaman, çoğu gün içinde endişe ettikleri şeyin artık onları ilgilendirmediğini fark eder.

Leahy, kaygı ya da endişelenme için tek bedene uyan tek bir tedavi olmadığını söylüyor. Endişe etme sorununun oluşması çoğu zaman yıllar sürer ve bu nedenle bir gün veya bir hafta içinde dağılması pek olası değildir. Ancak, tekniklerle ve bazı durumlarda, bir terapistin yardımıyla büyük ölçüde çözülebilir.

“Endişeleri azaltmakta ne kadar etkili olursanız olun, onları tamamen ortadan kaldırmayacaksınız.” diye ekliyor Leahy. Hoş olmayan düşünceler ve olumsuz duygular insanların bir parçasıdır. “Bu gerçeği benimsemek, bununla başa çıkmanın başka bir yararlı yolu olabilir.”

Endişelendiğiniz ve Korku Duyduğunuz Şeyler Aslında Asla Gerçekleşmeyecek

Hayatını sev.

Paylaş

Bir cevap yazın

Log In

Forgot password?

Don't have an account? Register

Forgot password?

Lütfen hesap bilgilerinizi girin, şifrenizi sıfırlamanız için size bir link gönderelim.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Log in

Privacy Policy

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.