En Son Ne Zaman Maceraya Atıldın? - Gezi - Çadır - Kamp - İzci

En Son Ne Zaman Bir Maceraya Atıldın?

En son ne zaman dışarı çıkıp da harika bir macera yaşadın? Gerçek bir maceradan bahsediyorum ama. Elinde bir harita ve pusuladan başka bir şey olmadan, sırt çantan ve uyku tulumunla bilinmeze doğru ilerledin mi hiç? Kalbinin atışını katlayan bir maceraya çıktın mı?

Yağmurun çadırında bıraktığı o insanı hipnotize eden patırdamayı dinledin mi hiç? Bir baykuşun apaçık çağrısına kulak kesildin mi? Ya da gece rüzgarının yapraklarda bıraktığı hışırtının tadını çıkardın mı? Daha kusursuz bir özgürlük ve aitlik hissi tarif edemem, hem kendimize hem de gezegenimize yeniden bağlanmak için bir fırsat..

Dışarıda geçirilecek bir gece, aynı zamanda hayattaki en iyi şeylerin aslında birer “şey” olmadığını hatırlatır.

Kayalıkların arasından şırıldayıp akan yabani bir derenin yanında oturmanın verdiği huzuru hiçbir meblağ satın alamaz.

Okyanus dalgaları çok aşağılarda kayaları döverken bir uçurumun kenarında oturduğun zaman hissettiğin ilhamı parayla satın alamazsın.

Böyle hisleri şişeye koyamazsın.

Yıldızlarla dolu bir gökyüzünün altında, bir kamp ateşinin etrafında oturmak insanlık tarihinin en eski ve en muhteşem faaliyetlerinden biridir. Bize dünyadaki ve tarihteki yerimizi hatırlatır. Oradayken tevazu hissetmemek imkansızdır.

Bu basit faaliyetler neredeyse hiçbir maliyeti olmamasına karşın bize “sakin” olmak için çok değerli bir zaman tanıyor. Yeniden bağlanma, kafamızı saçmalıklardan arındırma, hayallerimizi kendimize yeniden hatırlatma ve olayları gerken bakış açısıyla görme şansını kazandırıyor.

Hepimizin hayatında düzenli olarak buna ihtiyacı var, hayal edebileceğinden bile daha fazla…

Dedemin yatağının başucunda çerçevelenmiş ufak bir resim vardı ve üzerinde şu yazıyordu:

Müzik bahçede her daim olacak ama öncelikle kalplerimiz hâlâ onu duyacak ve hissedebilecek coşkuda olabilmeli.

Bu yüzden arada sırada sırt çantanı al ve bir geceyi çadır altında geçirmek için dışarı çık. Tek bir geceliğine bile olsa, kendi bahçende bile olsa çık.

Doğa ve açık hava, kendimizi bıraktığımız zaman hepimizin anlayabileceği evrensel ve kökleşmiş bir dildir.

Herhangi bir izci düğümü atmayı ya da kendi yaktığın ateşin üzerinde basit bir yemek pişirmeyi öğrendiğinde bir daha asla unutmazsın. Kibriti olmadan ateş yakmayı kim istemezki zaten… İnsanlık tarihinin en eski ve en büyük başarılarından biridir bu.

Bu yetenekler ve deneyimler  bilinçaltımızın o kadar derinlerinde kendine yer bulmuş ki, bizi sakinleştirmeleri de gayet doğal. Aslında buradaki sakinliğe erişin sebebi, gerçek benliğimize sadık kalmakla ilgili tamamen… Bir de arada sırada hayatımızın daha iyi olacağını bizi hatırlatmakla…

Bu yüzden kampa çık, birkaç hikayen olsun, biraz doğanın televizyonunu seyret, ellerini kirleterek basit yemekler ye; ardından sırtüstü uzan ve karanlık gökyüzünün parlak yıldızları altında huzur içerisinde biraz zaman geçir.

Canlanacaksın.

Buna ek olarak ekleyebileceğim tek şey, yılda bir sefer bile olsa gün doğumu izlemek olur. Akıl, vücut ve ruh sağlığına çok iyi gelecek. Bir gün çok erken uyan ve güneşin ufuktan sakince yükselişini seyret. Olaysız, tantanasız…

Dünyanın aslında muhteşem olduğunu ve hayatın da bizlere bir armağan olduğunu asilce, huzurla ve kucaklayıcı bir sıcaklıkla yükselen güneşle hatırla.

Seni canlandırıp ilham verecek buna benzer basit zevklerin gücünü asla hafife alma. Varlığın bir anlamda bunlara bağlı olduğunu unutma.

En Son Ne Zaman Maceraya Atıldın? - Gezi - Çadır - Kamp - İzci

Bir cevap yazın