Duygular Kontrol Edilebilir Mi?

Bugün çok güzel bir sözle güne başladım : ”Ay ışığı hep oradadır, lakin dünyan kararmadan göremezsin.”

Kuvvetle muhtemel doğru.Bazen insan kendini yanlış bir ilişkinin yahut yanlış bir durumun içine sokar farkında olarak . Düzeleceğine ve bazı şeyleri değiştirebileceğine inanır ki insanoğlu istese bir çok şeyi başarır .Peki bu başarma süreci bize zarar veriyorsa ne yapmalıyız? Hayatımın tam da şu soruyla karşılaştığı noktasındayım. Süreç bana acı veriyor üstelik değiştiremeyeceğimi biliyorum lakin ay ışığını görebilmek için dünyamı karartmam gerekiyor . Uğultuların beni takip ettiği, seslerin dans ettiği bu evrede kendimi bulabilme isteği ile kaybetme korkusu arasında sıkışıp kaldım. Gitmek , kaçmak , pes etmek hayatımın hiç bir noktasında bana yoldaşlık etmedi ama bazen kalmak savaşmak anlamına da gelmiyor. Kalmak bazen insanın kendine verdiği kasti bir acı ve kaybedeceği duygularına verdiği bir veda yemeğidir . Kalmak bazen , rencide edici ancak sonunda özgüvenin doğduğu acılı bir oyundur. Duyguları işte tam şu noktada bu acılı oyunlarla kontrol etmek mümkün . Acıdan kaçtığın zaman bilmelisin ki bir sonraki acı seni yerle bir edecek. O halde neden bazen salağa yatıp , acılarınla yüzleşip , kendi benliğini ve egonu terbiye etmiyorsun ? Aldatılmaktan neden bu kadar çok korkuyorsun ?Neden buna bir süre göz yumup kendini eğittikten sonra gitmek yerine ,aldığın ilk darbe ile kaçıp gitmeyi seçiyorsun ?

Biyolojik yaşımın ,benlik yaşımın tam da yarısı olduğu ispatını günleri iki kez yaşamamla açıklıyorum. Duyguları ,olayları ,acıları,mutlulukları tek seferde yaşayıp geçmem mümkün değil. Bütün duygular en az iki kez ve zirvede yaşanır bende . Aslında sen beni aldattığında iki kez aldatmış olursun fakat ben sana dördüncü şansı da verebilirim.  Zira bu  beni küçük düşürmez çünkü ikinci yaşamımda farkettim ki  acıların bende yarattığı etki beni günden güne yok ediyor . Sonrasında ise aldığım bir kararla bile isteye seninleyim çünkü en önemlisi seni seviyorum. Arka planda sığındığım perde; senin aşkınla ve beni koyduğun ikinci kadın konumunda kendimi terbiye edip bir sonraki hikayede dibe vurmak istememem . Hali hazırda lanet  bir konumun içindeyim .Gitmek ya da kalmak her türlü seçim bana acı verecek. Öyleyse kalmalıyım bu aşkı acı çekerek de olsa yaşamalı ve duygu yaşımı benlik yaşımla akran yapmalıyım . 

 

Duyguları kontrol etme mekanizması işte tam şu noktada maksimum verimlilikte çalışıyor. Şu ana kadar hayatında yaşadığın en acı durum içindesin-ki bu sana şu an böyle geliyor- ve direniyorsun . Acı ile ruhunu eğitip onu aslında dünyanın bu kadar iyimser olmadığı düşüncesine endeksliyorsun. Bu noktada kullanılmış olma fikri seni sürekli rahatsız eder ki bu ses kulağa hiç hoş gelmez.Bazen kullanmalı bazen de kendini kullandırtmalısın . Bu sayede duyguların bir çoğunu tatmış olma hissiyatı ile hayata bakış açın genişler, özgüveni sağlam bir benlik inşa etmiş olursun . Akabinde varabileceğimiz en saf idea şudur ki : acılarınla yüzleşebildiğin kadar olgun ve kontrollü , acılarından kaçtığın kadar güçsüz ve savunmasızsın.

 

Bir cevap yazın