in ,

Doğru Yolda Mısın?

“Mutluluk arayışları için çocuklarınızı cesaretlendirin. Sonunda sizden uzaklaşmalarına sebep olsa bile.”

Fringe dizisindeki bu repliği kaçıncı kez duyduğumu bilmiyorum. Daha önce de sevdiğimi hatırlıyorum ama bu kez, üzerine düşündürtecek kadar çok etkiledi beni. Yanlış yola girmekten ve yanlış bir adım atmaktan korktuğum anlar tek tek gözümün önüne geldi. Belki gördüğümden fazlası da vardı. Daha cesur olsaydım sonuç iyi mi olurdu kötü mü olurdu bilemiyorum ama uzun zamandır girilmemiş yollar, denenmemiş fikirler beni rahatsız ediyor. İçimizdeki bir parça bile, bir şeyi çok istiyorsa, sanırım denemeye değer.


Aslında insanları etkilesin diye yazılmış cümleleri biraz itici bulurum. Genelde diğer değişkenlerin değerini küçültüp insanları manipüle eden cümleler olarak değerlendiririm. Yine de bu cümleyi istisna kabul ettim. Bir ebeveyne seslenip sonunda çocuğun senden uzaklaşacak olsa bile cesaretlendir diyor. Yani hemen hemen her şeyi göze almayı öneriyor. Haklı mı? Buna değer mi? Cevap vermesi oldukça güç. Şu anki fikirlerime göre ben, bir gün çocuğum olursa onu cesaretlendireceğim. Fakat ondan önce başka bir sorun var. Beni kim cesaretlendirecek? 

Mutluluk için hiçbir zaman geç kalınmamıştır varsayımını doğru kabul edelim. Zaten doğru olmasını hepimiz isteriz. Yine de bir yaştan, daha doğrusu belirli bir yaşanmışlıktan sonra insanların mutluluk arayışı çok daha büyük cesaret istiyor. Artık bir yola girmek, başka bir yoldan çıkmak demek oluyor çünkü. Çocukken böyle miydi? Karşımızda onlarca yol vardı ve mutlu etmesi için birini seçip girmeliydik. Artık işler öyle değil. Eğer mutlu değilsek ve mutlu olmak istiyorsak hala bir yol seçmemiz gerekiyor fakat artık bir yol seçmek, halihazırda yürüdüğün yolu terk etmek anlamına geliyor. 

Bu içeriği hazırlarken bir yandan kendimle de hesaplaşıyorum aslında. Konfor alanımızı terk etmek neden bu kadar zor? Yanlış yapmak neden bu kadar ürkütücü? Bir yola girmek için neden tüm tabelaların bana o yolu göstermesini bekliyorum? Henüz genç yaştayım fakat sanıyorum ki hiçbir zaman tüm tabelalar aynı yolu göstermeyecek. Yani hiçbir zaman mutluluk arayışımızda gireceğimiz yolun daha iyi olacağı garanti olmayacak. Sonuç olarak cesarete ihtiyacımız var. O cesarete de sahip olmanın yolu bence olasılıklara açık olmak ve sorumluluk almak. Her şeyin çok daha kötü olma ihtimalini bilerek adım atarsak sonuçların sorumluluğunu alabiliriz. Eğer bunu başarıyorsak ilk seferde olmasa da nihayetinde doğru yola girebiliriz. Fakat sorumluluğu alamazsak, yol değiştirmek bizi tüketebilir. İnsanlar beklediğimiz gibi davranmayıp, şartlar istediğimiz gibi olgunlaşmazsa herkesle ve her şeyle kavga ederiz. İşte o zaman girdiğimiz yol bizi tüketir. Yani yolumuzu değiştireceksek baştan kendimizle anlaşalım. İşler kötü giderse suçlu biziz. Bu sayede insanlarla da kavga etmeyiz kaderle de. Boş yere kendinizi tüketmez ve daha iyi bir yol için çevremize bakınabiliriz.

Yürüdüğümüz yolda mutlu değilsek çıkalım. Evet, tüm iyi yönlerine rağmen! Başka bir yola girelim. Evet, tüm potansiyel sorunlarına rağmen! Sadece istediğimiz için. Sonunda eskiye nazaran daha mutsuz olabiliriz. Sorumluluğu alalım! Nasılsa artık değiştirebilme gücüne sahibiz. Yani bir kez değişime gittiysek artık konfor alanımızdan çıkmak o kadar zor olmayacaktır. Tabii bunlar tecrübe değil, düşünce. Ben de tüm tabelaların aynı yönü göstermesini bekleyen insanlardanım. Belki bu satırları yazarken şekillenen fikirlerle ben de değişirim. 


Haydi cesaretlendirelim. Çocuklarımızı, çevremizi, kendimizi… Çünkü fazlasını, farklısını istemek doğamızda var. Kendi yarattığımız değerlerin ve kaygıların, isteklerimizin önüne geçmesine izin vermeyelim.

Pod-Stop 4. Bölüm – (McLaren F1 Takımı) İnceleme

Dyt. Selen Demir ile Sağlık Olsun #13 – Ramazanda Beslenme