in ,

Ben Kimim?

Ben Kimim?
Ben Kimim?

Ben kimim? Peki ya siz kimsiniz?

Tanışıyor gibiyiz aslında; birkaç yıl gibi “kısa!” bir sürede tanımış sayılmalıydık, birbirimizi tanıdık sayılırdık. Halbuki tanıdık sa-nıl-mı-şız sadece. Arkadaş sanmışım kimisini, kimilerini dost, kimilerini sevgili. Aslında hepsi birer yabancıymış sadece. Yıllarca uyumuş ve bir rüya görmüşüm de biri yüzüme su dökmüş, uyandırmış gibi. Ama onlar da beni çok sevdiklerini söylerlerdi, o yüzden bunu “benden başkası sevmesin” deyip, yüzüme kezzap dökülmesiyle de benzetebiliriz. Sonuçta sevdiler!

Sevdikleri hali buysa, “Sevmeseler daha neler yaparlardı kim bilir?” diye sormadan edemiyorum bazen kendime, ama neyse bu başka bir konu.

İnsan sevdiğini incitmemeli, inciterek sevmemeli, kırıp parçalayan dağıtan bir sevgi olmaz. Sevgi birleştiricidir, sevgi sıcaklıktır, sevgi ilkbahardır, sevgi, karşısında da bir sevgi olunca birleşir çoğalır, tanımazlıktan gelip kaçmaz, kıskanmaz, ondan uzaklaşmaz, koşar sarılır sarmalar. Buz tutmuş, kan pompalamaktan başka işlevi olmayan kalpler, fikir üretmeyen düşünmeyen beyinler gördüm ben. Bunlardan insan olur mu peki?

Bir papatyayı koparıp sevdiğine papatyadan taç yapanlar kadar sevgisiz, buna sevinen sevgili kadar beyinsiz insanlar gibi. Saksıda bir papatya hediye etmek hiç gelmez mi aklınıza, çiçekçiden aldığınız bir demete onca para vermek yerine mesela?

Sevdiklerimin bir arada olması beni hep mutlu etmişti. Çekirdek bir ailenin çocuğu olarak belki de hep özendim kalabalıklara. Belki de hep bu yüzden çabaladım etrafımdakiler de birbiriyle iyi anlaşsın, birlikte paylaşalım, birlikte büyütelim, birlikte yetiştirelim duyguları, kocaman bir aile olalım. Belki de çok zorladım. Ama olmuş gibiydi, gibi… Herkes, her zaman sizinle aynı duyguları paylaşmayabiliyormuş, bunu yeni öğrendiğim bir yaşta değildim elbet, ama yaşadıklarından ders çıkarıp büyüyen biri olamadım hiç. Küçük bir kız çocuğu olmayı, ne kadar kırılsamda hala çok seviyorum. İçimde hiç büyümesini istemediğim bir çocuk var, evet. Uzun geniş masalara sığamayacak, kutlamaların hep nüfusu  kalabalık olacak, sokakları kahkahalarla inletecek, ağlarsak evi sel götürecek, zor zamanları göğüsle gerecek birbirimizi ayağa kaldıracak kanat gerecek kadar, birbirimizi hiç yalnız bırakmayıp, fedakarlıkları zorlayacak kadar geniş ve güzel bir aile olduk sa-nar-ken, bulutların üzerinde, toz pembe gözlükleri takmış, başarmış olmanın gururuyla ilerken ve mutluyken rüya bir gün bitti.

Şimdi şekeri yere düşmüş hırçın bir kız çocuğu mu? Olsun onu da seviyorum.

Tek istediğim sevgiyle dolun, sevgiyle kalın.

Ben Kimim?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

KARANTİNADA YAŞAMAK

Keyifli Şeyler