in ,

20’li Yaşlarımda Yaptığım En Büyük Hata: Her Şeyi Bilmek Zorunda Değilsiniz!

20’li Yaşlarımda Yaptığım En Büyük Hata: Her Şeyi Bilmek Zorunda Değilsiniz!

Üniversitede herkes “gerçek dünyayı” uzak bir dünya gibi gösterirdi.

Öğretmenler “profesyonelliğin” önemini vurguladı. Bölüm başkanları başarılı olmanın ve özgeçmişin önemini vurguladı. Akranlarımız notlar, testler, final sınavları ve not ortalamaları yüzünden strese girdi. Herkes, eksiksiz ve mükemmel bir akademik dönemin önemini vurguladı. “Gerçek dünya için hazırlıklı olmalısın.” derlerdi ve biz öğrenciler olarak başımızı sallar, ulaşılmaz olanı başarmak için öfkeyle çalışırdık: “Gerçek dünyaya” girmeye tamamen hazır olmak için.

Ama ne var biliyor musunuz?

Ben üniversiteden mezun olduğumda, gerçek dünyaya hazırlıklı değildim.

Hatta alakası bile yoktu.

20’li Yaşlarımda Yaptığım En Büyük Hata: Her Şeyi Bilmek Zorunda Değilsiniz!


Üniversitede size kimsenin söylemediği şey nedir?

Hiç kimse size asla hazır olamayacağınızı, tamamen hazır olmanın imkansız olduğunu söylemiyor. Aslında, tamamen hazır olmaya çalışırken kendinizi daha da fazla başarısız olmaya itiyorsunuz.

Üniversitede kimse size hazır olmaya çalışmak yerine, yapmanız gereken şeyin sürekli hazırlıksız olma duygusuyla nasıl başa çıkılacağını öğrenmek olduğunu söylemiyor.

Üniversitede kimse size bunun tüm cevapları bilmekle alakalı olmadığını, ancak başladıktan sonra onları bulabileceğinizi söylemiyor.

Üniversitede kimse size, tüm cevapları bilmemenizin patronların, yöneticilerin, amirlerin ve diğerlerinin umrunda olmadığını söylemiyor. Onların umursadıkları şey, “bilmediğin şeyin farkında olman” ve öğrenmeye açık olman.

20’li Yaşlarımda Yaptığım En Büyük Hata: Her Şeyi Bilmek Zorunda Değilsiniz!


20’li yaşlardaki gençlerin yaptığını gördüğüm en büyük hata, kanıtlayacak bir şeyleri olduğunu düşünmeleri.

Kanıtlamak zorunda olduğunuz hiçbir şey yok.

Bunu size üniversitede, lisede, ortaokulda veya ilkokulda kimse söylemedi. Aslında hepimize tam tersi öğretildi. Bize hep kanıtlayacak bir şeylerimiz olduğu öğretildi. Kendimizi kanıtlamamız gerektiğini yoksa kimsenin bizi istemeyeceği.

Yanlış.


Liderlerin, şirketlerin ve harika ekiplerin ne istediğini bilmek ister misiniz?

Kanıtlayacak hiçbir şeyi olmayan, sadece öğrenmeye ve büyümeye aç insanlar istiyorlar. “Harika” olarak tanınmaya daha az odaklanan ve harika işler yapmayı istemeye daha çok odaklanan insanlar istiyorlar.

Keşke biri bana bunu söylemiş olsaydı.

Başarıya giden en hızlı yol, tüm cevapları bilmediğinizi fark etmektir. Ne kadar çok bildiğinizi herkese kanıtlamak için çok zaman harcamak yerine, o zamanı bilmedikleriniz hakkında daha çok şey öğrenerek geçirin. Güçlü yönlerinize değil, zayıf yönlerinize odaklanın. Kendinize aşırı güvenmek yerine alçakgönüllülüğe odaklanın. Konuşmak yerine dinlemeye odaklanın, boş durmaktan ziyade pratik yapın.

Milenyum kuşağı, her şeyden “çok fazla” olduğu için korkunç bir üne sahiptir. Biz “çok” kendinden emin ve bağımsız veya “çok” muhtaç ve kararsızız.

Milenyum kuşağından biri olarak, özür dilemek isterim.

Bir şeyleri “bilmeme” iznim olduğunu fark etmemiştim.

Bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Zihinsel Netliğinizi Arttıracak 2 Mantıklı Alışkanlık

Zihinsel Netliğinizi Arttıracak 2 Mantıklı Alışkanlık

7’den 70’e Herkesin Gönlünde Yer Etmiş Değerli Sanatçımız Barış Manço’nun Nasihat Niteliğinde Şarkı Sözleri

7’den 70’e Herkesin Gönlünde Yer Etmiş Değerli Sanatçımız Barış Manço’nun Nasihat Niteliğinde Şarkı Sözleri